14/5/2008 - HORMONLU GIDA NASIL ANLAŞILIR?
HORMONLU GIDA NASIL ANLAŞILIR?
9 Mayıs 2008 06:38
Sebze ve meyvelerin dış görünüşü sizi aldatmasın...
Meyve ve sebzelerin tazeliğinden nasıl emin olabiliriz?
Dış görünüş ve yapılarına göre ayırt edebileceğimiz bazı yiyecekler şöyle:
DOMATES:: Domates kesildiğinde içi fazlaca boşsa, meyvenin ucunda sivri çıkıntılar ve yuvarlak yapısından farklı bir şekle sahipse, hormonlu olduğundan şüphelenebilirsiniz. Ayrıca hormonlu domateslerde dik kesildiğinde ortasında beyaz ve sert bir tabaka görülür.
SALATALIIK:: Şekilsiz, bir ucu kalın, bir ucu ince veya yan yana yapışık meyvelere dikkat edin. İçleri adeta sünger gibi, çekirdek evi de kof bir yapıya sahiptir. Tatlarında farklılıklar ve lezzetsizlik vardır.
BİBER:: Aşırı büyük ve etli bir görünüme sahiptir. Çekirdek etrafı boş, etli kısımda domatesteki gibi beyaz ve sert bir doku görülür.
PATLICAN:: Şekli bozuktur. Kenarında şişlikler görülür. Yan yana yapışıktır. Etli kısmı sünger gibi kof olur.
PATATES:: Şekilsiz ve yumruları birbirine yapışıktır. Patateste aşırı gübre ve hormon kullanılırsa içinde kararmalar görülür.
ÇİLEK:: Aşırı büyük, çift yapışık ve içleri boştur.
KARPUZ:: Hormonlu karpuzların çekirdek evleri boştur. Yendiği zaman aşırı nişasta kokusu verir. bugün
|
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
14/5/2008 - derya baykal ÇAYLI CEVİZLİ KEK (AFİYET OLSUN )
MLZ.
3 SU BARDAĞI UN
1 PAKET KABARTMA TOZU
3 YUMURTA
1,5 SU BARDAĞI TOZ ŞEKER
1 SU BARDAĞI ÇAY
5 ÇORBA KAŞIĞI MARGARİN
YARIM SU BARDAĞI DÖVÜLMÜŞ CEVİZ
1 TATLI KAŞIĞI TARÇIN
YAPILIŞI
ÖNCE YUMURTA VE ŞEKER ÇIRPILIR. ÜSTÜNE ERİMİŞ MARGARİN VE 1 SU BARDAĞI KOYU DEMLENMİŞ ÇAY EKLENİR. TARÇIN, DÖVÜLMÜŞ CEVİZ, KABARTMA TOZU, UN İLE KARIŞTIRILIR. İKİ KARIŞIM BİRLİKTE ÇIRPILIR. YAĞLANMIŞ KEK KALIBINA DÖKÜLÜP, ÖNCEDEN 180 DERECEDE ISITILMIŞ FIRINDA PİŞİRİLİR.
|
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
5/5/2008 - Keçiboynuzu dünyanın gözdesi!
Keçiboynuzu dünyanın gözdesi!
Afrodizyak özelliği yanında kolesterol düzenleyicilikten, çocuklarda zeka ve kemik gelişimine kadar birçok faydası bulunduğu belirtilen keçiboynuzu nektarının, İngiliz ve Almanların gözdesi olduğu bildirildi.
Mersin’de faaliyet gösteren Atışeri Tıbbi ve Aromatik Bitkiler İthalat ve İhracat Şirketi Sorumlusu Ayşe Atışeri, AA muhabirine yaptığı açılamada, dünyada yıllık ortalama 150 bin ton olan ve diğer adıyla harnup olarak bilinen keçiboynuzu üretiminin yaklaşık yüzde 10’unun Türkiye’de yapıldığını söyledi.
Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından bir süre önce orman köylüsünün gelir düzeyini artırmak amacıyla başlatılan çalışma kapsamında bozuk ormanlık arazilerde keçiboynuzu bitkisi yetiştirilmeye başlandığını anımsatan Atışeri, projede yüzde 100 başarı sağlanması halinde elde edilen ürün miktarının önemli ölçüde artacağını ifade etti.
Atışeri, yeni ekim alanlarından elde edilen ürünlerle Türkiye’deki yıllık 20 bin ton dolayındaki keçiboynuzu nektarı üretiminin de buna paralel olarak artacağına işaret ederek, "Böylece hem Türkiye’de daha çok ürün piyasaya sunulmuş hem de ihracatı artarak ülkeye daha çok döviz girdisi sağlanmış olacak" dedi.
Türkiye’de keçiboynuzu nektarı üretimi ve ihracatı yapan sayılı firmalardan biri olduklarını söyleyen Atışeri, Tarsus’taki tesislerinin günlük 3 ton keçiboynuzu nektarı işleme kapasitesine sahip olduğunu belirtti. Atışeri, şöyle konuştu: "Kimyasal veya doğal katkı maddesi olmadan üretilen pekmezin önemli bölümünü, yurt içinde piyasaya sürüyoruz. İngiltere ve Almanya’ya geçen yıl 20 ton keçiboynuzu nektarı ihraç ettik. Bu yılki hedefimiz ise 30 ton. İhracatımız geçen yıllara oranla arttı. Bu artış, İngiliz ve Almanların keçiboynuzu pekmezini sevdiğini gösteriyor. Bir süre önce ihracata başladığımız ABD’de de ürünümüz ilgi görmeye başladı. Bu arada yeni pazar hedefimiz Arap ülkeleri. Arap ülkelerinde pekmezin tutulacağını sanıyoruz. Bu ülkelere zaten keçiboynuzu meyvesini gönderiyoruz."
Atışeri, Özden markasıyla piyasa sürdüğü keçi boynuzu nektarının, Hacettepe Üniversitesinde yapılan incelemede, antioksidan aktivitesinin çok yüksek olduğuna ilişkin belge verildiğini kaydetti.
Keçiboynuzu pekmezinin faydaları
Cinsel gücü artırdığı ve bu yönde kalıcı etki yarattığı bilinen keçiboynuzu pekmezinin, ayrıca kolesterolü düşürdüğü, içerdiği yüksek miktardaki potasyum, fosfor ve kalsiyumla, çocukların zeka ve kemik gelişimini sağladığı, astım, bronşit ve nefes darlığı gibi rahatsızlıkları önlediği, göğüs ağrılarını izole ettiği belirtiliyor. Balgam söktürücü ve hazmı kolaylaştırıcı özelliği de bulunduğu ifade edilen an pekmezin, hafızayı ve dikkati artırdığı, sinirleri rahatlattığı kaydediliyor.
Keçiboynuzu
Anadolu’nun bazı bölgelerinde "harnup" olarak da bilinen, ana vatanı Yunanistan, Fas, Tunus ve İsrail olan keçiboynuzu, Türkiye’de ise Antalya ve Mersin ile Muğla’nın Datça ilçesi dolaylarında yaygın şekilde yetişiyor.
Meyveleri mayıs ayı başında büyümeye başlayan keçiboynuzu, haziran-temmuz aylarında olgunlaşıyor. Olgunlaştıktan sonra meyve rengi yeşilden kahverengiye dönüşen keçiboynuzu, kuruyuncaya kadar toplanmıyor. Doğada kendiliğinden yetişen bu meyve, Eylül ayından Aralık ayı sonuna kadar hasat edilebiliyor.
|
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
29/4/2008 - Alışveriş Tipiniz Hangisi?
Alışveriş Tipiniz Hangisi?
 Alışveriş yapma şeklinize göre paranızı doğru harcama önerileri.. Alışveriş hastası mısınız?Alışveriş yapmadan duramıyor, her ay bütçenizde açık mı veriyorsunuz? Kendinizi engelleyemiyorsanız bir psikiyatrist ile görüşün ve mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerinden uzak durun. Kredi kartınızın limitini sınırlayın. Yürüyüşe çıkıyorsanız vitrinlere yakın yürümeyin. Terapi alışverişçi misiniz?Rahatlamak için mi alışveriş yapıyorsunuz? Böyle dönemlerde alınan eşyalar genellikle bir işe yaramaz. Kendinizi kötü hissediyorsanız ihtiyaç listesi yaparak alışverişe çıkın. Böylece ihtiyacınız olan şeyleri alırsınız. Eve kapanıp dışarı çıkmamazlık etmeyin. Taklitçi alışverişçi misiniz?Başkarına çok yakışan ancak size yakışmayan şeyleri almayın. Hem gereksiz yere para harcamış hem de hiç kullanmayacağınız eşyalar almış olursunuz. Kendinize uygun tarzı bulmakta zorlanıyorsanız zevkine güvendiğiniz biriyle alışverişe çıkabilirsiniz. Tembel işi alışverişçi misiniz?Alışveriş yapmaya üşenenler, senede bir zorla alışverişe çıkıp toptan alışveriş yaparlar. Bu nedenle trendleri takip edemeyebilirler. Her ay ihtiyacınız olan bir parçayı satın almaya çalışın. Dürtüsel alışverişçi misiniz?Alışverişte hissi davranıyorsanız size çok lazım olmayan bir giyecek satın alma olasılığınız yüksek. Alışveriş merkezine giderken yanınıza para ve kredi karı almayın. Kendinizi bu konuda çok da baskılamayın, uzun vadede çok harcama yapmak zorunda kalabilirsiniz
|
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
27/4/2008 - Cildinizin sevgilisi havuç!
Cildinizin sevgilisi havuç!
25.04.2008 - Bu haberi 605 kişi okudu.
Sağlıklı, parlak ve canlı bir cilt için tavşanları taklit edin ve havuç yemeye başlayın.
A vitamini deposu
Çıtır çıtır, yemesi kolay ve lezzetli havuçlar aynı zamanda birer A Vitamini deposudur. Göz sağlığınıza faydalı olduğu zaten bilinmekte olsa da, içerdiği antioksidanlar sayesinde cildinize çok fazla yararı bulunduğu pek bilinmemektedir.
Asitli hale getirerek korur Cilt yüzeyinin pH dengesini korumasını sağlayan havuç, cildi hafif asitli hale getirerek korur. Normal ve sağlıklı bir cildin kimyasal bileşimi hafif asittir. Bu sayede ciltte bulunan bakteri istilasının son bulmasına faydalı olur.
A Vitamini desteği yanında, havuç aynı zamanda beslenme stilinizin en önemli besinlerinden biri olabilir. Fazla yağ tüketen bir vücut cildinizdeki tüm nemi emer, kırışıklıklar ve çizgilerin saklanacak bir yeri kalmamasına neden olur.
Uygun pH dengesinin önemi Cildinize sadece su içerek yardımcı olmanız bir yere kadar fayda etse de, ideal olarak 5.4 ile 5.9 arasında sayılan pH dengesini havuç ile korumanız mümkündür. Bu aralık dışında oluşan bir pH dengesi, cildin normal fonksiyonlardan, bakterilerle savaş ve kendi hasarını gidermesi maddelerini zora sokar.
Yapılan bir çalışmaya göre, sadece erkeklerde, kalsiyum ve beta kriptoksantin gibi maddeler cildin asidik değerini etkileyebilmektedir. Araştırmacılar cinsiyetler arasındaki hormonal faklılıklardan dolayı, bazı besinlerin, erkeklerin cildini etkilerken kadınların cildini etkilemediğini belirtmişlerdir.
Doğru şekilde ve doğru zamanlarda alınacak antioksidanlar sayesinde cildinize canlılık kazandırabilirsiniz. Havucu beslenme düzeninin içine sokmanın zamanı gelmedi mi?
RealAge
|
|
Yorum (1) :: Bağlantı
|
25/4/2008 - Aspirin Plus C toplatılıyor
Aspirin Plus C toplatılıyor
25.04.2008 - Bu haberi 996 kişi okudu.
Sağlık Bakanlığı, "Aspirin Plus C Efervesan Tablet" adlı ilacın 2 serisinin uygun bulunmaması nedeniyle geri çekilmesini istedi.
Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczaclık Genel Müdürlüğü tarafından il sağlık müdürlüklerine, ilgili ilaç firmasına ve Türk Eczacıları Birliğine (TEB) "acele" ibaresiyle gönderilen resmi yazıda, bakanlık tarafından yaptırılan inceleme ve analizler sonucunda uygun bulunmaması nedeniyle Bayer Türk Kimya Sanayi LTD. ŞTİ. adına ruhsatlı olan "Aspirin Plus C Efervesan Tablet"in 67645 ve 67646 seri nolu ürünleri hakkında, (eczane, ecza depoları ve hastanelerden) 2. Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi yapılmasını istendi.
Yazıda, Polifarma İlaç Sanayi ve Tic. A.Ş. adına ruhsatlı olan "Polifleks yüzde 20 Mannitol Sudaki Solisyon 150 mg" adlı ürünün 0706004-1 seri numarasının da yine "uygun bulunmaması" nedeniyle 2. sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uygulanması yapılması istendi.
|
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
20/4/2008 - Beyniniz hakkında 10 şaşırtıcı gerçek
Görüntüleme sistemlerinin iyileştirmesi beyin hakkında bilinenlerin yıldan yıla artmasına yol açıyor. (Fotoğraf: New York Times)
03-04-2008, Perşembe
Güncel.net
Beyniniz hakkında 10 şaşırtıcı gerçek
İngiliz bilim insanları Sandra Aamodt ve Sam Wang, yeni çıkan "Welcome to Your Brain (Beyninize Hoşgeldiniz)" adlı kitapta beyin ve sinir sistemine yönelik gözden kaçırdığınız, bilmediğiniz ayrıntıları sıraladı. İşte bu ayrıntılardan bazıları...
Beynin farklı noktaları ayrı faaliyetler için kullanılıyor. (Grafik: New York Times)
1. Beyniniz, buzdolabınızın ampulünden daha az enerji tüketir
Beyin 12 watt gücünde enerji kullanır ki büyük boy iki muzdan elde edilecek enerjiye eşittir. Vücut ağırlığının sadece %3’ünü oluşturmasına karşın beyin bütün enerjisinin yüzde17’sini tüketir. Bu enerjinin büyük kısmı ise beynin bakım ve destek faaliyetlerine gider. Dikkatli ve yoğun düşünme esnasında harcadığınız enerji o kadar küçüktür ki fark edilmez bile.
2. Sık yaşanan jet-lag hafızaya zarar verebilir
Jet-lag sadece sinir bozucu olmakla kalmaz, eğer sık aralıklarla tekrarlanırsa beyin sağlığınıza zararlıdır. Sıklıkla kıtalararası uçuş yapan insanlar beyin hasarı veya hafıza zayıflığı yaşayabilirler. Muhtemelen bunun sebebi jet-lag sırasında çok fazla stres hormonu salgılanması ve bu hormonların beyin lobuna ve hafızaya zarar vermesidir.
Vardiya usulü çalışan insanlarda da benzer bir risk söz konusu olabilir. Çalışma saatlerinde sıklıkla meydana gelen değişiklikler, tıpkı sık yapılan uçak yolculukları gibi, strese neden olmakta bu da vücut ve beyin üzerinde hasar yaratmaktadır.
3. Gürültülü bir odada niçin telefon konuşması yapmak zordur?
Gürültülü yerlerde cep telefonuyla konuşmak zordur. Cep telefonunuz içinde bulunduğunuz odanın sesleriyle hattın diğer ucundan gelen sesleri karıştırmak suretiyle beyninizin işini zorlaştırmaktadır. Bu durumda beyniniz telefondaki arkadaşınızın sesiyle odadaki diğer sesleri ayırt etmekte zorlanmaktadır. Telefonunuzun mikrofonunu elinizle kapattığınız anda aslında içinde bulunduğunuz odadaki seslerin telefona girmesine engel olduğunuz için ses karışımına engel olmakta ve beyninizin işini kolaylaştırmaktasınız.
4. Video oyunları, aynı anda birden fazla işi yapabilmenize yardımcı olabilir
Dikkatinizi aynı anda birden fazla şeye yöneltebilme yeteneği pratik yaparak artırılabilmektedir. Bu konuda yapabileceğiniz pratik ise, pek çok hedefe ateş etmek zorunda kaldığınız bir video oyunu olabilir. Bu tür oyunlar dikkatinizi ekrandaki her alana yaymanızı gerektireceği için olayları çabuk kavrama ve çabuk reaksiyon verme konusunda egzersiz yerine geçebilir.
Tetris oynamak aynı etkiyi yapmaz çünkü tetris oynarken birden fazla noktaya aynı anda dikkatini yöneltmek yerine sadece bir tek parçaya odaklanmış oluyorsunuz. Ama bu şekilde bir düşünce tarzıyla çocuklara iyi bir örnek olmadığınızı da bilmelisiniz.
5. Beynin bir şaka merkezi vardır
Mizah denen şeyi tanımlamak zordur ama onu gördüğümüzde hemen tanırız. Mizahın tarifini yapmaya çalışan bir teoriye göre, mizah kendi içinde bir sürpriz unsuru içermelidir –bir sonraki cümlede ne olacağını bildiğimizi sandığımız halde esprinin kendisi bizi başka bir noktaya götürmelidir- sonra da vardığımız bu yeni noktayı önceden tahmin ettiğimiz noktayla karşılaştırarak yeni bir perspektif elde ederiz. Mizahın beynimizde algılanma şekli aşağı yukarı böyledir.
Fıkra anlatmanın ya da espri yapmanın bulmaca çözmekten farkı ise, günlük yaşamda her gün rastlamayacağımız türden ama kendi içinde tutarlı bir hikâyenin bulunmasıdır. Beyinlerinin ön lobu (bilhassa sağ lobu) hasar görmüş bazı hastalar, yapılan esprileri anlayamamaktadır. Genelde bunun nedeni, fıkra ya da espriye konu olan imajları yeni bir perspektifle değerlendirme aşamasında beynin normal fonksiyonlarını yerine getirememesidir. Bu türden insanlar, anlatılan bir fıkradaki hikâyeyi takip edebilir ama fıkranın sonunu nasıl bağlarsanız bağlayın asla komik bulmazlar.
6. O şarkıyı bir türü hatırlayamıyorsanız sebebi var
Bazen bir şarkı veya şarkının bir bölümü aklınıza takılır kalır, bir türlü hangi şarkı olduğunu hatırlayamazsınız. Çok sinir bozucudur gerçekten. Ama beynin ‘sıralı hatırlama’ ilkesi, hafızamızın işleyişi açısından özel ve kullanışlı bir göreve sahiptir. Her şeyi olay akışının sırası içinde hatırlamamız gerekir.
Herhangi bir kâğıda adınızı yazarken, sabahları çay demlerken veya akşam evinize dönerken hangi sokaklardan ve kapılardan geçeceğinize karar verirken bile beyniniz bu kurala göre çalışmaktadır.
Bu ‘sıralı hatırlama’ fonksiyonu sayesinde günlük işlerimizi sürdürebiliyoruz. Bir şarkının veya bir film repliğinin sadece bir parçasını düşündüğünüzde, beyniniz –anılarınızın arasında- bu bilgi parçacığını eşleştireceği bir olay dizini aramaktadır. Büyük ihtimalle beyniniz en sonunda bu parçacığı bulacak ve siz aklınıza takılan o şarkıyı hatırlayacaksınız. Ama eğer ‘aklınıza takılıp kalmış olması’ sizi rahatsız ediyorsa ve o anlık takıntıdan kurtulmak istiyorsanız, beyninize uğraşması için başka bir ‘sıra’ verin. Söz gelişi başka bir şarkıyı düşünün veya söylemeye çalışın. Muhtemelen beyniniz ‘dağınık hafıza kalabalığı’ içinde sizin yönlendirmenizle biraz daha kısa sürede sonuca ulaşacaktır. Umarız bu yöntemi denerken başka bir can sıkıcı şarkıya takılıp kalmazsınız.
7. Güneş ışığı hapşırmanıza neden olur
Parlak güneş ışığına bakan pek çok kişi hapşırır. Niçin böyle bir refleks vardır ve nasıl çalışır? Hapşırmanın temel fonksiyonu bellidir: sizin nefes yollarınızı rahatsız eden madde veya parçacıkların dışarı atılması. Hapşırmayı kontrol eden merkez beynin lateral medulla denilen bölgesindedir. Bu bölgenin hasar görmesi halinde hapşırabilme yeteneğimizi kaybederiz.
Hapşırma genellikle ‘rahatsız edici’ bir unsurun uyarısıyla tetiklenir. Bu uyarının beyinde ulaşacağı nokta ‘lateral medulla’dır. Bu bilgi beyne burnumuzdaki çeşitli sinirler vasıtasıyla iletilir. Bu sinirlerden biri de trigeminal sinirdir ve çok yoğun çalışan bir trafiğe aracılık etmektedir. Normalde parlak güneş ışığının yalnızca göz bebeklerinin küçülmesini tetiklemesi gerekirken burun kaşındırıcı impulsları ileten komşu bölgelerdeki nöronlar da aynı şekilde etkilenebilmekte. Gözbebeklerinin küçültülmesi sinyali bu nedenle bazen hapşırmaya neden oluyor.
8. Kendinizi gıdıklayamazsınız
Gıdıklanma konusunda duyarlı hastaları muayene ederken doktorlar hastanın elini kendi elleri üzerine yerleştirerek gıdıklanma hissine engel olurlar. Bu nasıl olmaktadır? Çünkü gıdıklanmaya ne kadar duyarlı olursanız olun, kendinizi gıdıklayamazsınız.
Bunun nedeni beynimizin etrafımızda olan bitenleri takip ederken pek çok hissimiz arasında en önemli olanları hissetmeye programlanmış olmasıdır. Mesela oturduğunuz sandalyeyi veya ayağımıza giydiğimiz çorabı –özellikle onları düşünmediğimiz sürece- hissetmeyiz ama omzumuza dokunan bir el hemen bizi irkiltecektir.
Beynin bu ‘hisleri ayırt etme’ fonksiyonunu sürdürebilmesi için bizim temasımızı başkalarının temasından ayırt etmeye yarayan bir sinyal üretmesi gerekmektedir. Bu fonksiyonu gerçekleştiren ise beyinciktir. Yaklaşık 110 gram ağırlığındaki bu organ, kendi eylemlerimizin yaratacağı hisleri tayin eden yerdir. Beklenen veya beklenmeyen reaksiyonları ayırt etme işi beyinciğe aittir.
Beyincikten gelen sinyallere göre, beyin bu hissin önemli olup olmadığına karar verir. Gıdıklanma hissi abartılmış bir refleks olmakla birlikte, eğer size dokunan gene size ait bir organsa, beyin bu gıdıklanmanıza değil, dokunduğunuz organdan (mesela elinizden) gelen hislere öncelik verecektir.
9. Esnemek beyni uyandırır
Esneme aktivitesini uyku hali veya sıkılmış olmakla ilişkilendirmemize rağmen esnemenin fonksiyonu uyandırmaktır. Esneme, daha fazla miktarda havanın ciğerlerimize dolmasına neden olacak şekilde kas gruplarını çalıştırır ve kanımızdaki oksijen oranını hızla yükselterek bizi uyandırır. Memeli hayvanlar ve kuşlarda da esneme vardır. 12 haftalık olmuş fetuslarda esneme olduğu gözlenmiştir.
Esnemenin, vücut tarafından tam uyanıklığa erişmek amacıyla başlatılan bir hareket olduğunu düşünün. Ve esnemek bulaşıcıdır. Odada bir kişi esnerse diğerleri de esnemeye başlar. Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, topluluk içinde birisi ‘uyanıklığa ihtiyaç duymuşsa’ herkesin ‘uyanık olması’ gerektiği şeklinde toplumsal bir içgüdüden kaynaklanıyor olabilir. Köpeklerin esnemesi, stresli bir durumda ‘rahatlatıcı’ etki yaratmaktadır. Köpekler esneyerek etrafındakileri ‘sakinleştir’. Huzursuzluk eden köpeğinizin karşısında esneyerek onu sakinleştirebilirsiniz.
10. İrtifa arttıkça beyin garip resimler görür
Pek çok dinin hikâyelerinde yüksek yerlerde görülen özel görüntüler anlatılır. Mesela Hz.Musa Sina Dağı’nda ‘yanan bir çalı’ görmüştü. Hz. Muhammed ise Hira Dağı’nda Cebrail’i gördü. Genelde anlatılan ruhsal deneyimlerde yabancı bir varlığın hissedilmesi (sesinin duyulması) bir şekil görme veya çeşitli ışık demetleri ve huzmeleri görüldüğü ve korku duyulduğu ortak olarak belirtilmiştir.
Buna benzer olgulara dağcılarda da rastlanır ki bunların pek çoğunun mistik kişiler olmadığını biliyoruz. Bunun nedeni genelde yerden yükseldikçe havadaki oksijen oranının düşmesi ve beyne daha az oksijen gitmesidir. 2 bin 400 metre yükseklik bu durumda bir sınır değer olarak kabul edilmektedir. Bu yükseklikten daha yukarı tırmanan dağcılar görünmeyen bir takım varlıkları hissettiklerini, kimisi ise yanlarındaki arkadaşlarının vücudundan ışık yayıldığını ve bazen sebepsiz yere korkuya kapıldıklarını bildirmişlerdir. Oksijen seviyesindeki düşmenin, beynin görsel ve duygusal sinyalleri kontrol eden bölümlerinde yavaşlama veya bozulmaya neden olduğu düşünülmektedir.
Bu bilgileri bir yere not etmenizde fayda var. Çok akıllı olduğunu iddia eden bir arkadaşınızı kızdırmak istediğinizde ona ‘beynini ne kadar tanıdığını’ sormak isteyebilirsiniz belki.
|
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
19/4/2008 - Çay ile nasıl güzelleşirim?
Kozmetik ürün olarak kullanıldığında, çayda bulunan cildi güzelleştirebilecek maddeler doğrudan cilt tarafından emilebilir. Çayla yüz yıkama sütü, losyon, maske, güneş kremi ve şampuan yapılabilir. Bu gibi doğal ürünler güvenli olmasının ve tahriş tehlikesi fazla olmamasının yanı sıra yapılışı kolay, kullanışlı ve ekonomiktir.
1. Çay suyuyla yüzü yıkama
Akşam yüzü yıkadıktan sonra çay suyunun yüze sürülmesi, ya da çay suyuna bandırılmış pamuğun yüze yapıştırılması ve daha sonra suyla durulanması, yüzdeki lekelerin giderilmesine yardımcı olur.
2. Çay maskesi
Bir yemek kaşığı un ve bir adet yumurta sarısına bir yemek kaşığı çay tozu karıştırılıp elde edilen karışım yüze sürülür ve 20 dakika sonra yüz suyla temizlenir. Bu uygulama yüzdeki fazla yağı yok edebilir ve sivilceleri giderebilir.
3. Çayla göz yorgunluğunu ve gözaltı morluklarını gidermek
Çay demlenince çay yaprakları bir kumaş torbaya konur ve bu torba göz üzerinde 10-15 dakika bekletilir. Bu uygulamayla göz yorgunluğunun ve gözaltı morluklarının giderilmesine yardımcı olunur.
4. Çayla saç yıkama
Çayda çay saponini bulunuyor ve bu madde iyi bir temizleme gücüne sahiptir. Çay saponiniyle yapılan şampuan kepekleri yok etme ve kaşıntıları giderme işlevine sahip olmanın yanı sıra saç derisini de tahriş etmez.
Saçı yıkadıktan sonra çay tozunun saç üzerine sürülerek bir dakika süren masaj yapılması, saç dökülmesini önlemenin yanı sıra kepekleri de giderebilir.
5. Çayla zayıflama
Banyo suyuna çay tozu dökülerek hazırlanan sıcak suda banyo yapmak, cildin üzerindeki yağları giderebilir, cildin yumuşak olmasını sağlar ve terlemeyi hızlandırabilir. Çay suyuyla yapılan banyo zayıflamaya yararlıdır. Günde 1-2 kaşık çay tozu yemek, kilo verdirir, kabızlık ve yüksek tansiyonun tedavisinde yararlı olur. Çay tozu yoğurt ya da sütle içilebilir.
Kaynak: cri
|
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
|
* * * ANA SAYFA YAPIN! bilgilenin**
HAKKIMDA
kadınca bilgiler, güzellik reçeteleri, maskeler, sağlık ,spor,söyleşi,bakım malzemeleri,son trendler,moda,yaşam,kısa notlar,evde bakım formüllerii daha neler neler............
KATEGORİLERİM
aksesuarlaraskastrolojiatmayin degerlendirinbakim urunleribeslenmebilmeliyizbitkilercilt bakimidiger takileregzersizel-ayak bakimiEN GUZEL GELIN siz olunestetikevim evim guzel evimguzellikhaydi tatile ama nereye ne sekildekadin sagligikadincakiyafetKOLYELERKUPELERmakyajmaskelermodaonemliorgulerpratik bilgilerresimsac bakimisagliksiirlertaki setleritestlervucut ile ilgili bilgileryemekYUZUKLER
Arkadaşlarım
anneler anne adayları bu bloğa bakmadan geçmeyin!!!!!!!!!!!!!
Site ekle
|