www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws





« Önceki :: Sonraki »

Hamilelikte Tetanoz Aşısı

Hamilelikte Tetanoz Aşısı
Bu yazı 1.812 kez okundu.

Hamilelik döneminde bir çok aşı sakıncalıdır ama tetanoz aşısı bu dönemde yapılabilen aşılardandır. Anne adaylarına yapılan tetanoz aşısı, doğum sırasında anne ve bebeğin öldürücü hastalıktan korunması açısından son derece önemlidir.

 

Halk arasında çok iyi bilinen bu hastalık, 'clostridium tetani' olarak adlandırılan bakterinin vücuda girmesi ile gelişir. İstemsiz kas kasılmaları ve solunum yetmezliğine neden olan bir enfeksiyondur. Tetanoz sadece 'paslı çivi' ya da 'küflü teneke'de bulunmaz. Kişiden kişiye bulaşmaz. Doğada yaygın olarak bulunur. En çok da toprakta bulunur ve toprakla uğraşan kişilerin bu mikrobu almaları kaçınılmazdır. Bir iğne deliğinden ya da çizikten bile girebilen bakteri, çivi veya bıçak gibi aletlerin meydana getirdiği derin yaraları, kesikleri daha çok tercih eder.

Tetanoz mikrobu; toprakta, nemli ortamda, küflü yerlerde, ev-ameliyathane tozlarında, tuzlu suda, özellikle gübre içerisinde ve oksijensiz ortamda yaşayabilen, ısıya dayanıklı bir mikroptur. Bu mikrobu barındıran yerlerin; vücuttaki herhangi büyük ya da küçük bir açık yaraya temas etmesi ile enfeksiyon gelişmeye başlar. Diğer enfeksiyon hastalıklarına göre tetanoz yüksek oranda öldürücüdür. Ayrıca dış ortam şartlarında oluşturduğu sporlar ile de son derece dayanıklıdır. Genelde trafik kazaları ve doğum gibi büyük olaylarla ya da düşme, çarpma gibi ufak kazalarla bakterinin kana geçerek çoğalması sonucunda görülmektedir. Tetanoz; ameliyatlar, yanıklar, yaralanmalar, sıyrıklar, kulak enfeksiyonları, diş enfeksiyonları, hayvan ısırıkları, kıymık batması, piercing ve dövme sonrasında da ortaya çıkabilir.

Bakteri vücuda girdikten hemen sonra zehirli bir madde salgılar. Bu madde kasları uyarıcı etkidedir. İlk belirtileri; baş ağrısı, huysuzluk, ense sertliği, yutma güçlüğü, çene kaslarında spazm, ateş, terleme, kan basıncı artışı ve kalp hızında artış şeklindedir. Baş bölgesinden başlayarak, vücuttaki diğer kasları etkisi altına alır. Uzun süreli kasılma ve kilitlenmelere neden olur. En çok etkilenen kas grupları çene kaslarıdır. Daha sonra kasılmalar aşağıya iner ve bunlara solunum kasları da eklendiğinde hasta nefes alıp vermez hale gelir. Bakteri vücuda girdiğinde kendini genelde ilk günlerde göstermeye başlar.

Hastalık tüm dünyada yaygındır ve her an bu bakteri ile karşılaşma oranı yüksektir. Tanı ve tedavisi güç ve ölüm oranı yüksek olan tetanozdan en önemli korunma yolu aşı olmaktır. Dolayısıyla, tetanoz önlenebilen bir hastalıktır. Özellikle hamilelik öncesi ya da hamilelik döneminde olmak hem anneyi hem de bebeği koruma altına alır. Kızamık, kızamıkçık, kabakulak, su çiçeği aşısı gibi canlı aşıların hamilelikte yapılması sakıncalıdır fakat tetanoz aşısı canlı mikroorganizma içermediğinden dolayı hamilelikte güvenle yapılabilecek bir aşıdır. Daha önce tetanoz aşısı hiç yapılmamış veya aşı yapılmasının üzerinden 10 yıldan fazla süre geçmiş olan hamilelere tetanoz aşısı yapılması gereklidir.

Gelişmekte olan bir çok ülkede doğum sonrası kordon kesiminde taş, bıçak, ustura gibi kirli ve dezenfekte olmamış aletler kullanılmaktadır. Bu da yeni doğmuş bebeğin ölümüne neden olmaktadır. Yenidoğan tetanozuna yakalanan bebekler normal doğmasına rağmen, doğumdan sonraki 2-30 gün arasında emmeyi bırakırlar ve kaslarındaki kasılmalar sonucu vücutları kaskatı kesilir. Ülkemizde de bu ölümlerin sayısı yüksektir ve bu nedenle bu aşıyı olmak hem anne adayını hem de bebeği doğum ve doğum sonu dönemde tetanoz hastalığından korur.

Tetanoz aşısı yapılan anne adayında oluşan antikorlar bebeğe de geçer ve bebeği yenidoğan döneminde oluşabilecek tetanoz hastalığına karşı koruma sağlar. Doğumdan sonra bebeğe DTB (difteri, tetanoz, boğmaca) aşısı şeklinde üçlü aşı yapılır ve tetanoza karşı bağışıklık sağlanmış olur. Daha sonra tetanoz aşısının 10 yılda bir hatırlatma dozu yapılmalıdır. Tetanoza karşı bağışık hale gelmek için en az 3 doz aşı yapılmalı. Yaralanmalarda da aşısız herkes risk altındadır. Aşının ardından 10 yıl geçmişse risk vardır.

Tetanoz aşısı hamilelikte her dönemde yapılabilir. Bebeğin gelişiminde ilk üç ay önemli olduğundan genelde aşılar üç ay sonrasında, 4-8 hafta arayla toplam 2 doz uygulanmaktadır. Eğer daha önce tetanoz aşıları tam olarak yapılmışsa ve son aşının üzerinden 10 yıldan az süre geçmişse hamilelik döneminde yapılması gerekmez. Tetanoz aşısı koldan enjeksiyon yolu ile yapılır. Kadınlar hamile olsun ya da olmasın, erkeklerde dahil olmak üzere tüm bireyler her 10 yılda bir bu aşıyı yaptırmalıdır.

Tetanoz aşısının uygulanış programı;

1. doz : hamileliğin 4. ayı.
2. doz : ilk dozdan en az 4 hafta sonra.
3. doz : ikinci dozdan en az 6 ay sonra.
4. doz : üçüncü dozdan en az 1 yıl sonra.
5. doz : dördüncü dozdan en az 1 yıl sonra.





Yorum (0)

Bu yiyeceklerde kanser riski var!

Bu yiyeceklerde kanser riski var!
İşte dikkat edilmesi gereken o yiyecekler...

AA


Fosfat katkılı yiyeceklerin akciğer kanserine yakalanma riskini artırabileceği bildirildi.

Güney Kore Seul Üniversitesi'nden Myong-Heng Ço ve ekibinin fareler üzerinde yaptığı araştırma, özellikle hazır yiyeceklerde kullanılan, doğal olmayan fosfatın akciğer kanserine yakalanma riskini artırabileceğini gösterdi.

Myong-Heng ve ekibi, önce farelere akciğer kanseri hücreleri şırınga etti. Araştırmacılar, fosfat katkılı yiyecekler verilen farelerdeki kanser tümörlerinin, bu biçimde beslenmeyen farelerdekine göre daha hızlı arttığını gördü.

Organik olmayan fosfatların insanlardaki kanser etkisi henüz çok iyi bilinmese de bilim adamları bu tür beslenme alışkanlığının sınırlanmasını tavsiye ediyor.

Et, peynir, içecek ve hazır yiyeceklerde kullanılan katkı maddeleri, gıdaların korunmasının yanısıra yiyeceğin renginin, tadının ve görünüşünün bozulmamasını sağlıyor. Ek fosfat ise gıdanın görünümünü güzelleştiriyor ve su tutmasına yardımcı oluyor.

Araştırma, “American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine” adlı dergide yayımlandı.

Yorum (0)

Kaşar peynirinde hile!

 Kaşar peynirinde hile!
Süt Üreticileri Birliği Müdürü tüketicileri peynir alırken dikkatli olmaları konusunda uyardı!

DHA


MİLAS Süt Üreticileri Birliği Müdürü Soner Güney, bazı süt ürünleri üreticilerinin, özellikle kaşar peyniri yapımında `Palm Yağı' kullanmaya başladıkları yönünde duyumlar aldıklarını belirterek, tüketicileri peynir alırken dikkatli olmaları konusunda uyardı. Güney, Endonezya ve Malezya'da bir çeşit hurmadan üretilen palm yağının sağlığa zararlı olmadığını ancak peynirin kalitesini bozduğunu söyledi.

Soner Güney, süt sektörünün en önemli sorunlarından birinin Palm Yağı ithalatının artması ve süt sektöründe özellikle peynir yapımında kullanılmaya başlanması olduğunu belirtti. Bu olayın sektörü olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Güney şunları söyledi:

"Gıda ürünlerindeki katkı maddeleri kamuoyunun önemli gündemlerinden biri. Son olarak takip ettiğimiz kadarıyla süt ve süt ürünlerinde palm yağı kullanıldığına ilişkin iddialar gündeme geldi. Özellikle peynir üretiminde kullanılacak sütteki yağın çeşitli teknolojilerle alınıp, yerine daha ucuza mal edilen palm yağının kullanıldığı iddia ediliyor. Her ne kadar palm yağı gıda sektöründe birçok alanda kullanılsa da, insanların bilgisi dışında gerçekleştirilen bu uygulamanın etik dışı olduğu üzerinde duruluyor."

MALİYETİ DÜŞÜRMEK İÇİN

Türkiye'de günde yaklaşık 30 milyon litre süt üretildiğini, bunun önemli bir kısmının da peynir üretiminde kullanıldığını kaydeden Güney, şöyle konuştu:

"Son yıllarda peynir sektöründe maliyetleri aşağı düşürmek için farklı teknolojiler ve maddeler kullanılmaya başlandı. Bunlardan biri de palm yağı kullanılması. Özellikle kaşar peyniri üretiminde kullanılan palm yağının kilosu 1.3 TL. Şirketler, yeni geliştirilen teknolojilerle sütün kendi yağını alıyor, bunun yerine daha ucuza alınan palm yağını enjekte ederek peynir üretiyor. Bu durum hem biz üreticilerin hem de tüketicilerin aleyhine olmaktadır. Tüketicilerin palm yağının kullanıldığını fark etmesi ise zor. Ancak çok gelişmiş analiz ve testlerle ayırt edilebiliyor. Tüketici fiyat farkı nedeniyle hangisi ucuzsa ona yöneliyor. 10 liralık peynir 5 liraya satılıyorsa buna dikkat etmek gerek. 10 litre sütten 1 kilogram taze kaşar elde edilebiliyor. Bir kilogram kaşarda sadece sütün maliyeti 5 TL" diye konuştu.

PALM YAĞI EN FAZLA 2006'DA İTHAL EDİLDİ

Malezya, Batı ve Orta Afrika ile Endonezya'da ekimi yapılan hurmadan elde edilen palm yağının kullanım şekli ve alanları hakkında da bilgi veren Güney şöyde devam etti:

"2008 yılında yaklaşık olarak Endonezya'da 19, Malezya'da 17 olmak üzere toplam 36 milyon ton palm yağının üretildiği tahmin ediliyor. Türkiye'de yemeklik amacıyla ilk palm yağı 1974 yılında TURYAĞ tarafından kullanılmaya başlandı. Bugün ABD dahil dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde palm yağları, soya yağı ile birlikte en büyük kullanım miktarına sahip. Palm yağları yapısı itibariyle trans yağ içermediği için sağlıklı yağ olarak değerlendiriliyor. Ancak doymuş yağ oranının diğer likit yağlara göre biraz daha fazla olması nedeniyle margarinlerde kısıtlı miktarlarda kullanılabiliyor. Son yıllarda Türkiye'de de sabunluk ve yemeklik amaçlarının dışında palm yağları büyük oranda biodizel üretiminde kullanılmaya başlandı. Palm yağı en fazla 2006'da ithal edildi."

İYİ KAŞAR KESİLİNCE UFALANMAZ

Piyasada bulunan iyi ve kötü kaşarları ayırt etme yöntemlerini de anlatan Güney, "Kaşar peyniri, dilimlenebilir yarı sert peynirlerdendir. Bu peynir sarımsı, beyaz-sarı renkli ve hafif tuzludur. İyi bir kaşar peyniri, düzgün kalıplı olmalı. Kesilince ufalanmamalı ve eğilip bükülmeye dayanmalı. Peynirin kıvrılması sırasında peynir çatlamıyorsa eksik süt kullanılmadan yapılmış demektir ve makbuldür. Taze kaşarda en önemli nokta görüntü ve lezzet. Tüketicilerin ayrıca fiyatlara dikkat etmesi gerekiyor. Çok ucuz peynire kanmasınlar" dedi.

Yorum (0)

Mucize doğum!

 Mucize doğum!


Hint asıllı 60 yaşındaki Kanadalı bir kadının, tüp bebek yöntemiyle ikiz doğurduğu bildirildi.

CBC kanalının haberinde, Hindistan'da tüp bebek tedavisi gören kadının, Calgary kentindeki bir hastanede sezaryenle doğum yaptığı ve prematüre bebeklerin 7 hafta erken doğduğu belirtildi. Bebeklerden birinin solunum cihazına bağlanmasına karşın, her iki bebeğin de durumunun iyi olduğu kaydedildi.

Kilo alana ve nefes alıp vermeleri düzene girene dek bebeklerin hastanede tutulacakları ifade edildi. Yaşı nedeniyle Kanada'da tüp bebek yöntemi uygulaması reddedilen kadının, daha önce 3 kez düşük yaptığı bildirildi.

Yorum (0)

İnsanı 100 yıl yaşatan 100 gıda

İnsanı 100 yıl yaşatan 100 gıda
İşte kalbe kuvvet, beyne enerji veren gıdalar

Gıdalar üzerinde yapılan çalışmalar bir araya toplandı. Sağlıklı kalabilmek için yenmesi gereken 100 gıdanın listesi çıkarıldı. İşte kalbe kuvvet, beyne enerji veren gıdalar

İnternet üzerinden yayın yapan sağlıklı yaşam sitesi FoodProof.com, dünya çapındaki saygın üniversiteler tarafından kişinin daha sağlıklı, verimli ve uzun bir yaşam sürmesi için gıdalar üzerinde şimdiye dek yürütülen tüm araştırmaları inceledi. Daha sonra da hangi gıdanın neye iyi geldiğini derleyerek en faydalı 100 gıdadan oluşan bir liste hazırladı. Sindirim, uyku, enerji, daha iyi bir görme duyusu için gerekli ve beyni çalıştırmaya, genel verimliliği arttırmaya yarayan 100 gıdanın listesi şöyle:

SAĞLIKLI VÜCUDUN REÇETESİ

Enerji veren ve beyni güçlendirenler:

Patlıcan, Kuru üzüm, Fasulye, Mısır, İncir, Ton balığı, Ispanak, Tavuk, Taze fasulye Şalgam, Sazan, Humus, Ekmek, Fıstık ezmesi, Barbunya, Bal, Ceviz, Ayçekirdeği, Limon, Adaçayı

Gözleri kuvvetlendirenler:

Çilek, Havuç, Keten tohumu, Meyveli dondurulmuş yoğurt

Genel olarak sağlığa iyi gelenler:

Somon, Karides, Su, Hindi, Yeşillikler, Dereotu, Erik, Taze patates, Papaya, Armut, Karnabahar

Soğuk algınlığıyla mücadele edenler:

Portakal suyu, Dolmalık biber, Yeşil çay, Kabak çekirdeği, Salatalık, Tarçın, Sarımsak, Kayısı, Kırmızı biber, Kızılcık, Karanfil, Turunçgiller

Kansere karşı etkili olanlar:

Yaban mersini, Kıvırcık, Lahana, Domates, Pırasa, Brokoli, Çavdar ekmeği, Ahududu, Fesleğen, Mantar, Brüksel lahanası, Su yosunu

Tansiyonu dengeleyen kalp dostu gıdalar:

Muz, Siyah çikolata, Deniz tarağı, Marul, Zeytin, Kivi, Üzüm, Kara lahana

Düşük yağlı doyurucu gıdalar:

Acı salsa sosu, Yumurta akı, Geyik eti, Yoğurt, Peynir, Süt, Badem, Patates, Karpuz, Bezelye, Levrek, Diyet gazlı içecekler, Soya sütü, Tam tahıllı makarna, az yağlı meyveli yoğurt

Uykuyu kolaylaştıran ve mide dostu gıdalar:

Siyah fasulye, Kepek, Avokado, Elma, Esmer pirinç, Soğan, Greyfurt, Enginar, Barbunya, Kereviz, Bamya, Nane, Zencefil, Ananas, Kavun, Soya fasulyesi, Kuşkonmaz n DIŞ HABERLER

Yorum (0)

adadım

Yorum (0)

Cilt beyazlatıcı maske tarifleri

Cilt beyazlatıcı maske tarifleri


Cilt beyazlatıcı maske


Beyazlatıcı maske - 1
1/2 domates
Un

Domatesi yıkayın ve kabuğunu soyun. Blendırda suyunu çıkardıktan sonra süzgeçten geçirin ve yeteri kadar unla macun haline getirin. Maskeyi göz çevresinden ve dudaklardan uzak tutarak yüzünüze uygulayın. 5 dk sonra ılık su ile durulayarak çıkarın. Bu işlemi haftada üç kez uygulayın. Bu maske cildinizi nemlendirir, rengini açar, gözenekleri temizler, çil ve yara izlerini hafifletir.

Beyazlatıcı maske - 2
50 g soya peyniri (Tofu)
15 g maya

Soya peynirini küçük bir kaseye koyarak ezin. Üzerine mayayı ekleyerek macun kıvamına gelene kadar karıştırın ve mayalanmaya bırakın (minimum 30 dk). Ardından maskeyi yüzünüze dairesel hareketlerle yedirin. 15 dk bekledikten sonra ılık suyla yıkayarak çıkarın. Bu maske özellikle yağlı ciltler için iyidir. Gözeneklerdeki tıkanıklıkları açar ve sıkılaştırır. Ayrıca cildin rengini açar.

Beyazlatıcı maske - 3
2 yemek kaşığı taze fasulye unu
1 yumurta akı
2 damla lavanta yağı

Malzemeleri karıştırarak macun kıvamına getirin. Göz çevresi ve dudaklardan kaçınarak sürün. 15-20 dk bekledikten sonra ılık su ile durulayarak çıkarın. Nemlendiricinizi sürün. Bu maske cildi ölü hücrelerden arındırır, siyah noktaları, akneleri ve yağ bezelerini iyileştirir, gözenekleri açar ve sıkılaştırır. Ayrıca cildin rengini açar.

 

ben bu domatesi  denicem bakalım ne olcak

 

http://www.pembeayna.com/cilt-beyazlatici-maske-tarifleri/  alıntıdır

Yorum (0)

pratik bilgiler

Mutfak eşyalarının üzerindeki etiket izlerini yok etmek için, üzerlerine mobilya cilası serpip yumuşak bir bezle silin

Fırınınıza sinmiş kötü yemek kokuları için; yemek yapmadan önce fırınınızın ortasına yarısı sirke yarısı su ile doldurulmuş bir tava koyun. Fırınınızı birkaç dakika için ısıtın daha sonra soğumaya bırakın.

Gömlek yakalarındaki kirleri gidermek için, gömleği makineye atmadan önce yaka kısmına sabun sürüp 15 dakika bekletin.

Tutkal lekelerini çıkarmak için, sirke ile ıslatıp, bol su ile durulanmalıdır.

Masanızın üzerine damlayan mumları çıkarmak için lekenin üzerine neft döküp 5 dakika bekleyin sonra nemli bir bezle silin.

Ellerdeki soğan ve sarımsak kokularını giderebilmek için yapılacak en iyi şey, haşlanmış patatesle ovmaktır.

Çay lekesi:
Pamuklu ve yünlülerde: leke taze ise, ılık suya batırılmış bir bezle ovulur.
Eskimiş ise, içine limon suyu katılmış ılık suda ıslatılmış bir pamuk parçası ile silinir.Ilık su ile çalkalanır.
 


Bir yerdeki sigara dumanını yok etmek için hemen mum yakın

Ütüde sararan elbise hemen oksijenli su ile silinirse sararan yerler kaybolur.

Kuru bakliyatları bir gece önceden ılık suya koyun ve haşlarken içine biraz karbonat ilave edin

Sürahinizin dibi kir tutmuş ise, içine bir avuç tuz ile sirke koyup çalkalayınız
Tertemiz olacaktır.

Buzdolabındaki nemi almak için, dolaba içi tuz dolu bir kap konur.

Pişirdiğiniz kek kalıbından çıkmıyor ise, kabın altına ıslak bir bez yayarak biraz bekletin

Konserve açıldıktan sonra cam kavanozda saklanırsa daha dayanıklı olur.

Kristallerin ışıl ışıl parlaması için, yıkadıktan sonra durulama sırasında sirkeli suya batırın. Bu işlem kristalleri parlatacaktır.

Sararan teflon tava ve tencerelerin içerisine bir miktar su ve birazda çamaşır suyu koyduktan sonra ateşin üzerinde kaynatın. İndirincede önce sıcak suyla daha sonra soğuk su ile iyice durulayın

Parlaklığını yitirmiş bir sürahiye eski görünümünü kazandırmak için yarısına kadar yırtılmış gazete kağıdı doldurun, üçte birine de sıcak suy doldurup sıkı sıkı sallayın

Dibi tutan tencereleri bir gece suda bekletin, tencere daha kolay temizlenecektir.

Musluklarınızı temizlemek için bez yerine eski bir naylon çorabı tercih edin sonuç daha mükemmel olacaktır.

Evinizde mayonez yaparken zeytinyağ yerine susam yağı kullanın. Mayonezinizin daha uzun zaman bozulmadığını göreceksiniz.

Yeşil salatalık malzemelerinizi elinizle koparırsanız vitaminlerini öldürmezsiniz.

Balık çorbası yaparken:S uyunun daha lezzetli olması için balıkları en az 45*60 dakika kaynatın. Baş ve kuyruk kısımlarının en lezzetli yerleri olduğunu unutmayın.

Karnabahar pişirirken eve yayılan kokudan kurtulmak için pişirme suyuna bir parça tuz ve iki kaşık sirke ilave edip, suyun üzerinde köpük oluşumunu bekledikten sonra, içine sebzeleri atmayı deneyin. Evi saran kötü kokudan eser kalmadığını göreceksiniz.
Mutfağınıza sinmiş kızartma kokusunu yok etmek için ızgaranın üzerine defne yaprağı, ada çayı yaprağı ve kekik yaprağı koyun.

Sosislerin patlamasını önlemek için fırın ya da ızgaraya koymadan önce soğuk süte batırmanız yeterli olacaktır.

Yorum (0)

böyle düğün davetiyesi gördünüz mü?

 

Yorum (0)

Peki sizin tarzınız hangisi

Peki sizin tarzınız hangisi

Moda - Stil

Kadinca.net,diyet,moda,makyaj,kadın,güzellik,astroloji,itiraf,kadınlar

Eğer başkalarına benzemek istemiyorsanız, bu arzunuzu doğru giysilerle yapabilirsinizTarzınız, dış dünyayla ilişki kurduğunuz beden dilinize yön veriyor. Eğer başkalarına benzemek istemiyorsanız, bu arzunuzu "doğru" giysilerle yapabilir ve beden dilinizle etkili mesajlar verebilirsiniz. Kıyafetler vücudumuzun bir parçası olmasa da, sizi farklı göstermek konusunda önemli bir yere sahipler. Bir elbisenin ya da rengarenk bir kazağın etrafa kişiliğiniz hakkında bir şeyler fısıldıyor olması kimilerine pek de mantıklı gelmiyor. Oysa, sizi en çok anlatan ve tanıtan beden dilinize giyim tarzınız yön veriyor. Giyim kuşamınıza göre değişen ruh haliniz veya ruh halinize göre değiştirdiğiniz stiliniz dışarıya verdiğiniz mesajlar üzerinde de etkili oluyor. Burada, kim olduğunuz veya kim olmak istediğiniz çok önemli! Kendinizi en doğru şekilde ifade etmek için öncelikle ne istediğinizi bilmeli ve bu doğrultuda sizi kendinize yabancılaştırmayacak seçimlere yönelmelisiniz. İşte farklı tarzlar ve vermek istedikleri mesajlarla ilgili bazı ipuçları... KADINCA.NET

Siyah tutkusu: Modayı takip etseniz de seçiminizi tepeden tırnağa siyah ve klasik parçalardan yana kullanıyorsunuz. Bu, kendine güvenen, değişimlerden fazla hoşlanmayan ve kararlı bir yapıya sahip olduğunuzu gösteriyor. Bu tarz insanlar, bedenleriyle dışarıya verdikleri mesajlarla da bunu en doğru şekilde yansıtabildikleri için farklı görünüyorlar. KADINCA.NET

Moda takipçileri: Modanın izinden giden ve bu değişime ayak uydurarak sürekli kendini yenileyen kişilerin, kişilik yapılarına baktığınızda daha çok bu yenilikçi taraflarını ön plana çıkardıklarını görebilirsiniz. Yeni insanlarla tanışmak, yeni yerler görmek ve yeni şeyler denemek konusunda daha girişken ve isteklidirler. Beden dilleri de bunu doğruluyor; bir ortamda hareketleri ile dikkat çekmeyi ve fark edilmeyi seviyorlar. KADINCA.NET

Sadelikten taviz vermeyenler: Modern ve sade seçimler yapan, arada tarzını birtakım aksesuarlarla ortaya koymak isteyenler, etrafına açık mesajlar veren grupta yer almıyor. Onlar herkesin bir adım dışında kalmayı seven ve seçici davranan kişiler. Bir ortamda onların beden dillerinden, biraz daha ulaşılmaz olduklarını anlayabilmek çok da zor olmuyor.KADINCA.NET

Sportif tarzlar: Sadelik ve modernizm arasında kalmış, biraz daha "geleneksel" tarzların bir adım önünde duran, rahatı ve konforu her şeyin üzerinde tutan bu grup, kendini önemseyen kişilerden oluşuyor. Onlar da seçici yanlarıyla öne çıkıyor. Dış dünyayla kurdukları iletişime de, tıpkı giysilerinde olduğu gibi, rahatlık yön veriyor. Kendilerini rahat hissettikleri insanlar ve ortamlarda verdikleri sıcak mesajlar, bunun tam tersi bir durumda, aynı doğrultuda sınırlarını çiziyor. Mimikler, ellerin pozisyonu direk bir yakınlaşmayı reddediyor.KADINCA.NET

Couture ve şaşaalı ruhlar: İhtişam, şaşaa ve feminenlik tarzınızda belirleyici ise sizi iki gruba ayırabiliriz. Birinci gruptakiler dışa açık, kendine son derece güvenen ve dikkat çekmekten hoşlanan kişilerden oluşuyor. Sadece nasıl göründüğünü önemsiyor ve bunu diğer kişilik özellikleri ile birleştiriyor. Bedenini kullanmayı kesinlikle seviyor. Ve bunu iyi başarıyor.

Diğer grup ise salt fiziğini bir avantaj olarak kullanıyor. Kişiliğiyle bağdaşmayan bu abartının içinde kendini arıyor. Bu arayış beden diline yansıyor; bu nedenle tarzı ve verdiği mesajlar birbiriyle örtüşmüyor.KADINCA.NET

Sıra dışı ve avangard bir stil: Giymesi de taşıması da zor parçaları onlar ustaca bir araya getiriyor. Fazlaca yaratıcılık gerektiren bu durum zaten görsel olarak onları farklılaştırıyor. Bunun bilincinde oldukları için de bu, mesajlarına yansıyor. Kendilerine güveni tam olan bu grubun girdikleri ortamlarda kullandıkları en güçlü silah ise beden dilleri. Fark edilmeyi seviyor, ilgiden hoşlanıyorlar. Tasarım parçaların öne çıktığı bu kombinasyonlar, bugün tarzını kişiselleştirmek isteyen kadınların da yakın takibinde.

Yorum (0)