www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws





« Önceki ::

Erken doğum önlenebilir!

Erken doÄŸum önlenebilir!

Dr. Zekai Tahir Burak Hastanesi’nde bir ayda 49 bebeÄŸin ölümüyle gözler tekrar erken doÄŸumlara ve prematüre bebeklere çevrildi.

Hacettepe Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve DoÄŸum Anabilim Dalı ÖÄŸretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Aksu, hamilelik süresince düzenli olarak yapılan hekim kontrolü ile anne ve bebekte ortaya çıkan kansızlık, bebeÄŸin anne karnında oksijensiz kalması, erken doÄŸum, annenin gebelik zehirlenmesi ve ‘düÅŸük doÄŸum ağırlıklı’ bebek doÄŸumu gibi anne ve bebeÄŸi etkileyen hastalık ve durumların  önceden fark edilerek önlem alınabileceÄŸini söyledi.

Dr. Zekai Tahir Burak Hastanesi’nde bir ayda 49 bebeÄŸin ölümüyle gözler tekrar erken doÄŸumlara ve prematüre bebeklere çevrildi. Hacettepe Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve DoÄŸum Anabilim Dalı ÖÄŸretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Aksu, hamilelik süresince düzenli olarak yapılan hekim kontrolü ile anne ve bebekte ortaya çıkan kansızlık, bebeÄŸin anne karnında oksijensiz kalması, erken doÄŸum, annenin gebelik zehirlenmesi ve ‘düÅŸük doÄŸum ağırlıklı’ bebek doÄŸumu gibi anne ve bebeÄŸi etkileyen hastalık ve durumların  önceden  fark edilerek önlem alınabileceÄŸini söyledi.

Hacettepe Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve DoÄŸum Anabilim Dalı ÖÄŸretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Aksu, ANKA’ya yaptığı açıklamada, hamileliÄŸin kadınların en önemli evrelerinden birisi olduÄŸunu söyleyerek  “Bu önemli evrede ve öncesinde anne adayının belli yükümlülükleri yerine getirmesi ve hayatında bazı ÅŸeyleri sınırlaması gerekiyorö dedi. Hamilelik sürecinde anne adaylarının saÄŸlıklarına büyük özen göstermeleri gerektiÄŸini söyleyen Prof. Dr. Tarık Aksu, “Gebelik süresince, anne adayının bir saÄŸlık personeli tarafından düzenli olarak izlenmesi, anne ve doÄŸacak bebeÄŸin yaÅŸamını olumsuz etkileyebilecek sorunlar için önlem alınmasını saÄŸlamaktadır. Hamilelik süresince düzenli olarak yapılan hekim kontrolüyle; anne ve bebekte ortaya çıkan kansızlık, bebeÄŸin anne karnında oksijensiz kalması, erken doÄŸum, annenin gebelik zehirlenmesi ve ‘düÅŸük doÄŸum ağırlıklı’ bebek doÄŸumu gibi anne ve bebeÄŸi etkileyen hastalık ve durumlar önceden fark edilerek önlem alınabilir dedi.

-TÜTÜN YUMURTAYI HASARA UÄžRATIYOR-

SaÄŸlıklı bir bebek dünyaya getirmenin bazı özveriler gerektirdiÄŸini kaydeden Prof. Dr. Aksu, hamilelik sürecinde anne adayının dikkatli olması gereken konuları ve önerilerini ÅŸöyle sıraladı:
-İlaçlar: Her ne olursa olsun, herhangi bir ilaç almadan önce mutlaka doktorunuza danışmalı, alacağınız ilacın doÄŸurganlığınız üzerinde olumsuz etkisi olmadığından emin olmalısınız.
-Egzersiz: Bir baÅŸka önemli konu, düzenli ve hafif egzersiz yapmaktır. Kendinizin ve bebeÄŸinizin saÄŸlığı için, hamilelik öncesinde fizik kondisyonunuzu en iyi düzeye getirmeniz ÅŸarttır. Herhangi bir kramp veya kanama geçirirseniz, egzersize son vermelisiniz.
-Alkol: Alkollü içki, hem eÅŸiniz hem de sizin üzerinizde hamileliÄŸi geciktirici etki yapacaktır. Bu nedenle, alkollü içkileri tümüyle bırakmalısınız.
-Sigara: Sigara ve benzeri tütün ürünleri de hamilelik ihtimalini azaltmaktadır. Çünkü tütün yumurtayı hasara uÄŸratabilmektedir.
-Beslenme ve yaÅŸama alışkanlıkları: Hamilelik öncesi saÄŸlık programınızın en önemli konularından biri, eÅŸinizle birlikte, lifli yiyecekler bakımından zengin, yaÄŸ oranı düÅŸük dengeli bir beslenme rejimi uygulamanızdır. Yeterince vitamin ve mineral alabilmek için taze sebze ve meyveye beslenmenizde geniÅŸ yer vermeli, bol süt içmelisiniz.
Gebelik döneminde bayanların enerji ve besin öÄŸeleri gereksinimi artmaktadır. Bu ihtiyaç karşılanmadığı takdirde bebeÄŸin büyüme ve geliÅŸmesi için gereksinim duyulan besin öÄŸeleri, annenin kendi dokularından saÄŸlanır. Bunun sonucunda da annede, çeÅŸitli hastalıklar ortaya çıkar ve enfeksiyonlara karşı direnç azalır. YaÅŸadığınız yerde x ışınlarına, toksit kimyasallara karşı tedbirli olmalısınız.
-Folik asit: HamileliÄŸe hazırlanan bayanlara, hazırlık döneminden hamileliklerinin 12. haftasına kadar her gün 0,4 mg folik asit almalarını öneriyoruz. Folik asit, bebeÄŸin omurga ve omurilik sorunlarıyla doÄŸma riskini yüzde 70 oranında düÅŸürecektir. Folik asit, yeÅŸil yapraklı sebzelerde, esmer ekmekte ve tahıllarda da bulunur.
-Rubella (Kızamıkçık): Kızamıkçık aşısı olup olmadığınızı mutlaka doktorunuza kontrol ettirmelisiniz. HamileliÄŸiniz sırasında bu virüse yakalanırsanız çocuÄŸunuzun sağır, kör veya akli melekeleri eksik doÄŸma ihtimali yükselir. EÄŸer daha önce kızamıkçık aşısı olmadıysanız, doktorunuz bu aşıyı mutlaka yapacaktır. Aşınızı yeni olduysanız, hamile kalmak için hiç deÄŸilse üç ay geçmesini beklemelisiniz.
-Hepatit B enfeksiyonu Ülkemizde yaygın olduÄŸu için, anne adaylarının hamilelikleri öncesinde, hepatit antijenlerinin kontrol edilmesi, negatif ise aşı olmaları gerekiyor.
-Toksoplazma: Cenini beyin hasarlarına yol açarak ciddi biçimde etkileyebilecek, anne karnında ölümüne yol açabilecek bu enfeksiyon türü genellikle kedi ve benzeri evcil hayvanların dışkısından, tükürük ve benzeri salgılarından bulaşır. Bu nedenle, eÄŸer evcil hayvan besliyorsanız, lazımlıklarını temizlerken mutlaka eldiven takmalısınız.(ANKA)

Yorum (1) Yorum yaz!

Selülitin oluşumu ve dereceleri

 Selülitin oluÅŸumu ve dereceleri

 

 

Selülit basit bir kozmetik problem deÄŸildir, selülit kompleks yapılı bir durumdur. Tanımını iyi yapabilmek için oluÅŸum evrelerini ve yarattığı yan etkileri incelememiz gerekmektedir. Selülit medikal ve kozmetik bir sorundur, selülitin oluÅŸmasına bir dizi faktorler neden olmaktadır. Selülit 3-4 veya bazen 5 aÅŸamalı olmaktadır ve çoÄŸunlukla bacaklarda meydana gelmektedir. Selülitli cildi incelemek için saÄŸlıklı cildin yapısını bilmeliyiz. Selülitsiz cildin yapısı saÄŸlıklıdır, epidermis kalındır, saÄŸlıklı basal katman ve iyi bir hücre yapımı söz konusudur
üst doku sıkı ve yumuÅŸaktır. Cildin alt katmanı (dermis) saÄŸlıklı ve kalındır, kılcal damarlar dermisin en üst düzeyine besinlerin ulaÅŸmasını saÄŸlamakta ve sıvıların sürülmesine yardımcı olmaktadır. BaÄŸ dokusu güçlü, elastin ve kolejenin kesiÅŸme bölgelerinde noduller oluÅŸmamıştır, yaÄŸ hücreleri kiÅŸinin cilt yapısına ve kilosuna baÄŸlı olarak normal büyüklükte ve uzaklıktadır. KADINCA.NET

Birinci derece selülit

Selülitin birikimi gözükmemektedir. Hücre ve molüküler düzeyde baÅŸlamıştır, kozmetik bir görüntü yoktur. Bu tip selülitin ilk belirtisi dermal düzeyde baÅŸlamakta, kılcal damarların yoÄŸunluÄŸu azalmaya baÅŸlamakta, ve kılcal damar ağı bozulmaya baÅŸlamaktadır. YaÄŸ hücreleri kendi hacminin iki uç katına büyümeye ve yaÄŸ depolamaya baÅŸlamakta ve üst üste gelmektedir, Sıvı birikimi dermal ve dış bölgelerde yoÄŸunlaÅŸmaya baÅŸlamakta, kan dolaşımı zayıflığı baÅŸlamakta bu birikimlerin çoÄŸalmasına neden olmaktadır KADINCA.NET

İkinci derece selülit

Cilt altında dokuların yapısı bozulmaya baÅŸlamıştır, damarlarda devran yavaÅŸlamıştır, bazı bölgelerde normal mikroserkulasyon söz konusu iken bazı bölgelerde mikro serkulasyon çok yavaÅŸlamıştır, yaÄŸ hücreleri büyümüÅŸ ve dolaşıma baskı yaratmaya baÅŸlamıştır, sıvı birikimi coÄŸalmış, üst düzeye etkisi minimum olmasına raÄŸmen portakal kabuÄŸu görünümü ve cilt üzerinde dalgalanmalar gözükmeye baÅŸlamıştır. KADINCA.NET

Üçüncü derece selülit

İkincinin devamı olan bu aÅŸamada kan dolaşımı zayıflığı sonucu dermal metabolizması yavaÅŸlamaya baÅŸlamış ve cildin onarılma iÅŸlemi azalmıştır. Derma incelmesi baÅŸlamış, protein ağı yaÄŸ hücreleri etrafına depolanmış ve portakal kabuÄŸu görünümünü çoÄŸalmıştır KADINCA.NET

Dördüncü derece selülit

Kalın nodüller oluÅŸmuÅŸ, yaÄŸ hücreleri birbirinin üzerinde ve protein ağı ile sarılmıştır, cilt hassaslaÅŸmış, yapısı deÄŸiÅŸmiÅŸtir. KADINCA.NET

Aynur Gedik
Holistik SPA Sağlığı ve Terapisi Uzmanı

Yorum (yok) Yorum yaz!

Yaz aylarında dişlere dikkat

Yaz aylarında dişlere dikkat

Fazla ÅŸekerli, çok sıcak ve soÄŸuk gıdaların üst üste tüketilmesi gibi nedenlerle yaz aylarında diÅŸlerin enfeksiyonlara daha açık hale geldiÄŸi, bol su tüketiminin ise diÅŸleri rahatlattığı belirtildi.

 

Eyüp Devlet Hastanesi DiÅŸ Hekimi Hakan ErdoÄŸan, yaz aylarında artan sıcaklar, vitamin ve antibiyotik gibi koruyucu ilaçların kullanımının azalmasına baÄŸlı olarak, vücut direncinin düÅŸtüÄŸünü söyledi.

Sıcakların artmasıyla, vücudun hararetinin giderilmesi için aşırı gıda tüketildiÄŸini ifade eden Hakan ErdoÄŸan, Online SaÄŸlık'a yaptığı açıklamada, "Yaz aylarında aşırı sıcak, fazla ÅŸekerli, sıcak ve soÄŸuk gıdaların üst üste tüketilmesi, vitamin eksikliÄŸi ve vücut direncinin düÅŸmesi diÅŸlerimizi tehdit ediyor. Kış aylarında bizi rahatsız etmeyen diÅŸ kökünde ve diÅŸ etindeki küçük enfeksiyonlar, yaz aylarında aşırı sıcaklarla ve saydığımız etkenlerle artarak, ÅŸiddetli aÄŸrılara neden
olabiliyor" dedi.

Artan sıcaklıkla birlikte ağız içinde mikroorganizmalar için ideal bir ortam oluÅŸtuÄŸunu dile getiren ErdoÄŸan, yaz aylarında tatil döneminde rutin yaÅŸam düzeninin deÄŸiÅŸmesiyle, diÅŸlerin daha da bakımsız kalarak çürükler, diÅŸ eti hastalıkları gibi tehlikelere açık hale geldiÄŸini anlattı.

Türkiye'de düzenli diÅŸ fırçalama alışkanlığı olmadığına dikkati çeken ErdoÄŸan, ÅŸunları söyledi:

"Gün içinde diÅŸ fırçalama alışkanlığımız yok. Kış aylarında hayatımız daha düzenli olduÄŸu için en azından geceleri diÅŸlerimizi fırçalamadan uyumuyoruz, portakal, mandalina gibi C vitamini bol yiyecekler yiyoruz. Antibiyotik gibi ilaçlar alarak vücut direncimizi artırıyoruz. Ancak yaz aylarında uyku düzenimiz bozuluyor. Meyve yerine asitli, ÅŸekerli içecekleri tercih ediyoruz. Özellikle tatile gittiÄŸimizde, gece geç saatlere kadar uykusuz kalıyoruz ve diÅŸlerimizi fırçalamak aklımıza bile gelmiyor. Yaz aylarında diÅŸlerimizi biraz olsun koruyan tek ÅŸey, bol su tüketimi oluyor. Su içerken, gargara yapmış oluyoruz. Bu da diÅŸleri ferahlatıyor."

14.06.2008

Kaynak : İHA

Yorum (yok) Yorum yaz!

YÜKSEK ENERJİLİ BESLENEN KADINLARIN OĞLU OLUYOR!!!

YÜKSEK ENERJİLİ BESLENEN KADINLARIN OĞLU OLUYOR!!!
(Bu yazı toplam 2291 defa okundu)

Enerji bakımından zengin besinler alan kadınların erkek çocuk doğurma olasılığı daha yüksek olabilir...

İngiltere’deki Exeter Üniversitesinden Fiona Mathews ve ekibi, annenin beslenme ÅŸekli ve bebeÄŸin cinsiyeti arasındaki iliÅŸkiyi araÅŸtırdı.

740 hamilenin, gebelikten önce ve gebelik sırasındaki beslenme alışkanlıklarını inceleyen bilim adamları, ilk çocuğuna gebe kalan ve bebeğin cinsiyetini bilmeyen bu kadınları hamile kalırken, kalori desteklerine göre 3 gruba ayırdı.

Enerji desteÄŸini en fazla alan kadınların yüzde 56’sının erkek, en az alanların yüzde 45’ininse kız bebek dünyaya getirdiÄŸi görüldü.

Araştırmada, kahvaltıda tahıl tüketimi, potasyum, kalsiyum, C, E ve B12 vitaminleri bakımından daha zengin ve daha çeşitli besin tüketimi ve erkek çocuk doğurma arasında güçlü bir ilişkinin olabileceği de ortaya çıktı.

Mahthews, “bu çalışmaların, genç kadınların az kalorili beslenme tarzını tercih ettiÄŸi geliÅŸmiÅŸ ülkelerde neden erkek oranının azaldığını açıklamaya yardımcı olabileceÄŸini” söyledi.

Son 40 yılda sanayi ülkelerinde erkek bebek sayısının az da olsa azaldığı gözleniyor. Bu düşüş, tüketim ürünlerindeki kimyasal maddelere bağlanıyor. Bununla birlikte araştırmacılar, gelişmiş ülkelerdeki genç kadınların değişen beslenme alışkanlıklarının da bu düşüşü açıklayabileceğini belirtti.

Kahvaltı alışkanlığının geliÅŸmiÅŸ ülkelerde neredeyse ortadan kalktığını söyleyen araÅŸtırmacılar, ABD’de kahvaltı yapan eriÅŸkinlerin oranının, 1965’te yüzde 86 iken 1991’de yüzde 75’e düştüğünü vurguladı.

Araştırmacılar, kahvaltıyı atlamanın normal gece açlığı süresinin uzamasına, bu nedenle glikoz seviyesinin düşmesine neden olabileceği görüşünü savunuyor. Daha önce laboratuvarda yapılan araştırmalar, glikozun erkek bebek dünyaya getirme olasılığını artırabileceğini göstermişti.

AraÅŸtırma, “Proceeding of the Royal Society” dergisinde yayımlandı.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Hamileler İçin Önemli Besinler

Hamileler İçin Önemli Besinler
Bu yazı 3.218 kez okundu.

Hamilelikte ve doğum sonrasında annelerin beslenmelerine dikkat etmeleri çok önemlidir. Vücut için gerekli olan besin öğelerini içeren, dengeli, sağlıklı ve en önemlisi doğal besin kaynaklarına ağırlık verilmiş bir diyet, annelerin ve dolayısıyla bebeklerin sağlığı için önem taşır.

 

İyi ve doğru beslenme annenin vücudunu korur ve kilo kontrolünü sağlar. Bebek için de daha fazla ve kaliteli süt üretimine yardımcı olur. Bu nedenle özellikle yenmesi gereken yiyeceklerden bir kaçı şunlar:

Süt
Sadece bir bardak süt ya da süt içeren besinler, günlük kalsiyum ihtiyacınızın üçte birini karşılamaktadır. Kuvvetli dişler ve kemiklere sahip olmak için kalsiyum açısından zengin bir diyet önemlidir. Alınan kalsiyum sayesinde, hipertansiyon, kalın bağırsak ve göğüs kanseri gibi hastalıklara yakalanma riski azalır. Süt ayrıca; B12, B2, D, E ve A gibi vitaminler açısından oldukça zengin bir besin kaynağıdır. Dolayısıyla, anne karnındaki bebeklerin sinir ve sindirim sisteminin düzenlenmesini, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağladığı gibi, göz ve diş sağlığı için de büyük önem taşımaktadır. Ayrıca saç ve tırnak oluşumunda da yer alır, hücreleri onarır.

Muz
Lifler, C ve B6 vitamini açısından iyi bir besin kaynağıdır. Ayrıca potasyum deposudur ve bu da vücuttaki kan basıncını düzenleyen önemli bir mineraldir. Birçok hastalığın tedavisinde faydalı olduğu gibi özellikle de, ateş, sindirim bozuklukları, kas krampları ve kas gevşekliği gibi durumlarda tavsiye edilir. Bunun yanında muz, alerji tedavisinde de kullanılır. İçindeki potasyum, sodyum ile birlikte çalışarak özellikle hamilelik döneminde önem kazanan hücre ve kas gelişimini sağlar, vücudun su dengesini ayarlar ve kalp atışlarının normale dönmesini sağlar. Ayrıca beynin normal fonksiyonlarını gerçekleştirmesine yardımcı olur. Kırmızı kan hücrelerinin oluşmasını destekler. Bunun yanında vücut sıvıları arasındaki kimyasal dengenin sürekliliğini sağlar. Enerji üretimine yardımcı olur ve strese karşı dayanıklılık sağlar. Doğum sonrası kilo vermek isteyen anneler mısır gevreği, süt ve muzu karıştırarak yiyebilirler.

Portakal Suyu
Sabah kahvaltısını mutlaka taze sıkılmış 1 bardak portakal suyu ile tamamlayın. İçeriğinde bulunan A vitamini cildi güçlendirerek nemlendirip besliyor ve elastikiyetini artırıyor. Portakal suyu aynı zamanda potasyum ve folik asit içeriyor. Folik asit doğumda oluşabilecek kusurları ve kalın bağırsak kanserini önlemeye yardımcı olur. C vitamini deposu olduğundan, bir bardak portakal suyu ile günlük C vitamini ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. C vitamini ise, bozulan hücreleri onarıp cildin savunma mekanizmasını güçlendirerek olumsuz dış etkenlerden koruyor.

Elma
Elma, zengin vitamin ve mineral kaynağı olup bağışıklık sistemini güçlendirir. İçeriğindeki C vitamini ile cildi zararlı dış etkenlerden korur. A vitamini ile ciltteki nem kaybının azalmasına dolayısıyla kırışıklıkların giderilmesine yol açar. Özellikle kirli hava ve kapalı ortamlara maruz kaldığımız kış günlerinde günde bir elma tüketmek oldukça faydalı. Hazmı kolaylaştırıp dişleri temizliyor. Hamilelik döneminde yaşanan kabızlık problemini giderir. Yemekten önce yenen bir elma, bağırsakta bakterilerin çoğalıp azalmasını ayarlamada rol oynar ve bu sayede kabızlığı önler. Hamilelik sonrasında ise zayıflamak için mükemmel bir meyvedir. Çünkü, elmada sadece 50 kalori bulunuyor ve içinde bulunan petkinden dolayı doyurucudur. Düşük kalorili olduğu için şişmanlığı önler, kan şekeri düzeyini ve yüksek tansiyonu olumlu bir şekilde etkiler. Demir, C vitamini ile birleştiğinde vücut tarafından mümkün olduğunca iyi şekilde alınır. Elmada her ikisi de vardır.

Salata
Marul, domates, havuç, maydanoz ve salatalıktan oluşmuş lezzetli bir salata hem hamilelik döneminde hem de hamilelik sonrasında iyi bir besin kaynağı. Hergün yenen bu karışım; sizi kalp, kanser ve şeker hastalığı riskinden korur. Marul; sinirleri yatıştırır, uykusuzluğu giderir, kabızlığı önler ve hazmı kolaylaştırır. Ayrıca kandaki şeker miktarını düşürür ve kanı temizler. Bu hem bebek hem de anne için faydalıdır. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numaradır. Havuç; mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir. Havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koymuştur. Bunun temel sebebi betakaroten, C ve E vitaminleri gibi antioksidanlar açısından zengin oluşudur. Domates; kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebzedir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller. Salatalık; kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolestrolü de düşürüyor. Maydanoz; bir demir deposudur. Demir ise hamilelik öncesi ve sonrası vücut için en gerekli maddedir. A ve C vitamini ile kükürt, fosfos ve mangan elementleri deposu olan maydanoz sindirimi kolaylaştırıyor, böbrek taşlarını düşürüyor, görme gücünü ve anne sütünü artırıyor. Genellikle taze yenmesi önerilir. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar. Salata hamilelik döneminde iyice yıkanmış olarak tüketilmelidir.

Patates
Kızarmış yenmediÄŸi taktirde kilo aldırmaz. Sindirimi kolaylaÅŸtırır ve kabızlığı önler. Özellikle hamilelik döneminde yorgunluÄŸa karşı birebirdir. Vücuda enerji veren madde olan karbonhidrat içeren patates, C ve E vitaminleri ve beta karotin açısından en zenginidir. Patatesin besin deÄŸerinin büyük kısmı kabuÄŸunda olduÄŸundan soymak yerine özel bıçağı ile kazımak daha iyidir. Kabukları soyularak piÅŸirilen patates C vitaminin yüzde 25’ini kaybeder. Bu nedenle patatesi fırında kabuÄŸuyla veya buharda ya da az suda piÅŸirmek gerekir.

Kereviz
Kerevizde B vitamini, demir ve kireç vardır. Kereviz giderir. Kan ve süt yaptığı için doğum sonrasında faydalıdır. Karaciğeri temizler. Şeker, yüksek tansiyon ve romatizmada da faydalıdır. Uzmanlar, kerevizin, iç salgı bezlerini ve özellikle vücutta çok çeşitli vazifesi olan böbrek üstü bezlerini çalıştırdığını, unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu da önlediğini ifade ediyor. Ayrıca, kanı temizliyor ve sivilcelerin geçmesine, yüzün pembe bir hal almasına yarıyor. Sarılığı gideriyor, böbrekleri çalıştırıyor, fazla suyu dışarı atıyor ve zayıflatıyor.

Lahana
Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Bol miktarda B, C, E vitamini, potasyum içerir ve kalorisi düşüktür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır.

Karnabahar
Fosfat ve potasyum ihtiva eden ve içeriÄŸinde kadınları göğüs kanserine karşı koruyan ‘indol-3 karbonal’ bulunan karnabahar, lahanadaki besin deÄŸerinin çoÄŸuna sahiptir. Zihin yorgunluÄŸunu giderir. Afrodizyak özelliÄŸi vardır. Sinirleri kuvvetlendirir. İdrar söktürür ve dalak hastalıklarına iyi gelir.

Brokoli
Brokolide havuçtakinden daha fazla beta karoten bulunuyor ve bu nedenle suyu içilebilecek en iyi besinlerden biridir. Beta karoten, güçlü bir kanser savaşçısıdır ve özellikle yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azaltır. Yüksek miktarda kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerir. Doğum sonrasında mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli vitamin deposudur ve havuç veya elma suyu ile karıştırılarak içilmesi de ayrıca faydalıdır.

Fasulye
Taze fasulye, düşük kalorili bir sebze olduğundan rahatlıkla tüketilebilir. Vücudun çalışmasını, gelişmesini ve tamirini sağladığından hamilelik döneminde ve hamilelik sonrasında mutlaka tüketilmelidir. Lif açısından zengin olduğundan bağırsakları çalıştırır. Hamilelik döneminde kabızlığa iyi gelir. Ayrıca taze fasulye; pankreas, böbrekler, karaciğer ve kalbi kuvvetlendirir. Kolesterol seviyesinin düşmesine de yardımcı olur.

Somon Balığı
Bu balık çeşidi omega-3 yağ asitleri açısından zengindir. Somon tüketmek kötü kolesterol seviyesini düşürür ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Hamilelikte tüketilen somondaki yağ asitleri, bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimini destekler. Hem akıl hem de beden sağlığını koruyan ve fazla kilo aldırmayan somon balığı besin kalitesi yüksek bir yiyecek.Yapılan bir araştırma hamileliklerinde balık yağı açısından zengin bir diyet uygulayan kadınların çocuklarının daha zeki, daha çevik olduklarını ortaya koymuştur. Ayrıca, içinde sağlık için önemli olan omega-3 yağı bulunmasına karşın, balıklar genel olarak daha az yağlıdır, kilo aldırmazlar.

Yağsız Kırmızı Et
Doğum yapmış kadınlarda, vücutlarındaki demir seviyesi düşüktür ve kırmızı et mükkemmel bir demir kaynağıdır. Vücut tarafından iyi emilir. Haftada 3-4 kez yağsız et yemek hamileler için de gereklidir. Ancak hamilelik döneminde yenen etler iyi pişmiş olmalıdır. Genelde sulu yemeklerin içinde ya da köfte olarak veya küçük parçalar şeklinde doğranıp iyi pişirilmiş tüketmek daha iyidir.

Yumurta
Yumurta birçok değişik şekilde tüketilebilir. Sadece hamilelik döneminde iyi pişmiş olarak yenmesi önemlidir. Annelerin zayıf kaslarını yeniden kuvvetlendirecek olan gerekli proteini içerir. Ayrıca, yumurtalar vücudun kalsiyumu emmesine yardımcı olan D vitaminini de bulundurmaktadır. Uzmanlara göre, kahvaltıda yumurta tüketmek vücut yağlarının yakılmasında da önemli rol oynuyor.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kilo Vermenin 12 Temel Kuralı

Kilo Vermenin 12 Temel Kuralı
 
 
 
Hayatınızda önemli değişiklikler yaparak, paradan tasarruf ederken emniyetli ve kalıcı bir biçimde kilo verebilirsiniz...

1. Eliniz abur cubura değil, suya uzansın. İştahınızı yatıştırmanın eldeki en ucuz, en emniyetli yolu bu...

2. Dolapları boş tutun. Hem paradan hem de sizi caydıracak şeylerden tasarruf edersiniz. Etrafınızdaki yiyecek çeşitlerini azaltmanız sizi gereksiz yere atıştırmaktan alıkoyacak.

3. İlham verici bir ÅŸeyler yapın. Kilo verdiÄŸinizde giymekten büyük keyif alacağınız bir elbiseyi buzdolabınızın kapağına yapıştırarak kendinizi teÅŸvik edebilirsiniz. GöbeÄŸinize ‘piercing’ yaptırmak da zayıflama azminizi artıracak bir fikir olabilir.

4. Baharatları dilediğiniz gibi kullanın. Araştırmalara göre, zencefil, kırmızıbiber, pul biber gibi baharatlar ve bunlarla yapılan soslar vücudunuzun yağ yakma kabiliyetini %25 oranında artırabilir.

5. Kilo vermek için uyuyun. Uykunuzu yeteri kadar almanız, daha fazla enerji elde etmek için yemek yemenizi engeller. Yapılan son bir araştırmaya göre, yeterince uyuyan bir kadının metabolizması yüzde 40 oranında artıyor.

6. Gece mutfak seferlerine bir son verin. Araştırmacılar karanlık odaların ve gecenin karanlığının bizi daha fazla yemeye sevk ettiğini belirtiyorlar. Yataya bir saat erken girmeyi deneyin. Evinizde daha neşeli, parlak ışıklara yer verin, hem daha mutlu olacak hem de daha az atıştıracaksınız.

7. Kahvaltıyı kesinlikle sektirmeyin. Gün için gereken enerji yakıtınızı almanızı ve öğle yemeğinde kendinizi daha az aç hissetmenizi sağlar.

8. Doğru bir biçimde atıştırın. Sert bir şeker 20 kalori civarındadır, tüketme süresi 20 dakikaya kadar çıkabilir. 400 kalori içeren bir dondurma külahı ise on dakikaya kalmadan midenizde olur.

9. İçinizden çılgınca yemek yemek geliyorsa, size kendinizi iyi hissettiren müzikler dinleyin. Araştırmacılar müziğin beyindeki, en sevilen yiyeceği yemenin etkilediği merkezi harekete geçirdiğini belirtiyorlar.

10. YeÅŸil çay için. İsviçre Üniversitesi’nde yürütülen bir araÅŸtırmanın sonuçlarına göre, yeÅŸil çay içmek vücudun yaktığı kalori miktarını artırıyor. Günde üç fincan içmeye çalışın.

11. YediÄŸiniz ÅŸeye yoÄŸunlaşın. TV izlerken, bir ÅŸeyler okurken, ders çalışırken ya da e-mail’lerinizi yanıtlarken yiyecekleri gözden uzak tutun.

12. Dışarı çıkın. Günde en az yirmi dakikayı dışarıda oturarak ya da yürüyerek geçirin. Güneş ışığı içinizdeki yeme istediğini kontrol etmenize yardımcı olur.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Fazla oturmak varisi tetikliyor

Fazla oturmak varisi tetikliyor

Türkiye’de her dört kadında birinde görülen varisten korunmak için günlük yaÅŸamda bazı ÅŸeylere dikkat etmek gerekiyor.


 

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutasim Süngün, sürekli ayakta kalmanın ya da uzun süre oturmanın varise neden olduÄŸunu belirtti. Prof. Dr. Süngün, “Hareketsizlik varisi tetikleyen en büyük etken. Özellikle kadınların fazla oturmaması ve ayakta kalmaması gerekiyor” dedi.

Türkiye’de her dört kadından birisinde varis olduÄŸunu söyleyen Prof. Dr. Mutasim Süngün, “Hormonal etkenlerin yanında, gebelikler ve uzun süre kullanılan doÄŸum kontrol ilaçları kadınlarda varise neden oluyor. Varisle uÄŸraÅŸmak isteyemeyen kadınların oturmak yerine hareket etmesi gerekli” dedi.

Varisin, toplardamarların geniÅŸlemesiyle belirten Prof. Dr. Mutasim Süngün ÅŸunları söyledi: “Genellikle, vücudun en fazla basınç altında kalan bölgesi olan bacakların alt kısımlarında görülen varis, yalnızca estetik açıdan deÄŸil, saÄŸlık açısından da önlem almayı gerektirir. Bu durum damarların deri yüzeyinde görünür hale gelip morarması ile kendini gösterir. Ayak bileklerinde ÅŸiÅŸlikler oluÅŸabilir. Uzun süre ayakta kalındığında bacaklarda aÄŸrı ve karıncalanma hissedilir. Varis tedavi edilmezse ciltte çeÅŸitli ödemlere sebep olabilir. İlerleyen varis kan dolaşımında da önemli problemlere yol açabilir. Varislerin ilerlemesine engel olmak için farkedildiÄŸinde bir uzmana gidilmesi gerekir.”

Ailesel yatkınlık varisin nedeni

Prof. Dr. Süngün, ailesel yatkınlığın da varisin en önemli nedeni olduÄŸunu belirterek, “Ayakta fazla kalmanın yanı sıra hareketsiz uzun süreli oturmayı gerektiren iÅŸler de varise neden olabilir. Bunun yanında ÅŸiÅŸmanlık ve yaÅŸlılık da risk faktörleri arasındadır. Hamilelik sırasında aşırı kilo alımı ve hormonal deÄŸiÅŸiklikler de varisin oluÅŸmasında etkilidir. Kadınlarda daha sık rastlanmasının nedeni ise hormonal etkenlerin yanında, gebelikler ve uzun süre kullanılan doÄŸum kontrol ilaçlarıdır” dedi.

Hareket ÅŸart

Özellikle, uzun süre ayakta durmayı ya da oturmayı gerektiren iÅŸlerde çalışan kadınların fırsat buldukları her an ayaklarını yukarı kaldırarak dolaşımlarını rahatlatmaları gerektiÄŸini hatırlatan Prof. Dr. Mutasim Süngün, “EÄŸer bunları yapamıyorlarsa en azından aralıklı zamanlarda ayaklarını ileri-geri hareket ettirerek baldır kaslarını çalıştırmaları gerekir. Özellikle yürüyüş ve yüzme gibi sporlar varislerin geliÅŸimini önlemede önemli bir role sahiptir. Her fırsatta bacaklarınızı kalp seviyesinin üzerinde olacak ÅŸekilde uzatıp dinlenmeye gayret edin. Mümkün olduÄŸunca hareketli bir yaÅŸam tarzını benimseyin” önerisinde bulundu.

Sıcak sudan uzak durun

Prof. Dr. Süngün, varisten korunmak içinse, uzun süre hareketsiz oturmaktan ve ayakta kalmaktan kaçınmak, düzenli olarak egzersiz yapmak, kilo almamaya dikkat etmek, sigara ve alkol tüketimini azaltmak gerektiÄŸini belirtti. Prof. Dr. Mutasim Süngün, “Çok sıcak suyla banyo yapmak da varislerin ilerlemesini hızlandırır. Bu nedenle kaplıca, sauna gibi sıcak ortamlardan uzak durmak, sıcak kum ve güneÅŸte fazla kalmamak gerekir. Bunların yanı sıra dar pantolonlar da varisi tetikler” dedi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

kabızlığa ne iyi gelirr

Kabızlık

1
acı karpuz
badem yağı (tatlı)
barut ağacı kabuğu
demirhindi
erik meyvesi
eşek hıyarı
hint yağı
hiarÅŸember
incir meyvesi
karnıyarık tohumu
kepek
keten tohumu
kudrethelvesı
mahmudi kökü
ravent kökü
sarısabır
sinameki meyvesi
sinameki yaprağı
yalancı sinameki yaprağı
zerdali meyvesi

2
anason, rezene, frenk kimyonu ve keten tohumu eşit oranda karıştırılır. 1-2 tatlı kaşığı dolusu tohum havanda hafifçe ezilir ve 1 bardak kaynar suyla haşlanır. demlenmesi için 8-10 dakika beklendikten sonra süzülür. akşam yemeğinden sonra, tatlandırılmadan içilir. sindirim ve dışkılama sistemi uyarılır, şişkinlikten kurtulunur.

3
bal, sıcak su ile veya ılık su ile içilirse kuvvetli müshil olur.

4
çabuk sonuç almak gerektiğinde, 1-2 yemek kaşığı hintyağı içilebilir. 2-3 saat içinde dışkılama gerçekleşir.

5
ıspanak ve lahana salatası dışkılamayı kolaylaştırır.

6
incir kürü çok iyi sonuç verebilir. iyice yıkanan 3-5 kuru incirin üstüne, akşamdan 1 bardak su eklenir ve sabaha kadar bekletilir. sabahleyin aç karnına, önce incirler yenir, üstüne de incir suyu içilir. bu kürün 3-4 hafta uygulanması gerekir. incir, mide-bağırsak mukozasını kalıntılardan, balgamlardan temizler ve rahat çalışmasını sağlar. şeker hastalarının uygulaması doğru olmaz.

7
ketentohumu, bağırsaklarda mekanik etki yapan çok başarılı bir müshildir. bağırsak mukozasına zarar vermez, mineral dengeyi bozmaz, hiçbir yan etkisi yoktur.

8
kronik kabızlığa karşı uzun süreli müshil ilacı kullanımı bağırsaklara zarar verir ve organizmanın mineral dengesini bozar. mineral dengenin bozulmasının sonuçlarından biri de, yine kabızlıktır. yani, müshil ilacı sağlıklı bir çözüm değildir.

9
muz ve çikolata kabızlık yapar. beslenmede, kepekli ve lifli besinlere ağırlık verilmesi gerekir. günde alınan sıvı miktarı 2 litrenin altına inmemelidir. kahve, bira ve şarap kabızlığa yol açar. dişlerin görevini mideye yüklememeye özen gösterilmelidir. elden geldiğince uzun çiğnemek ve sık yutmak gerekir. eğer dışkılamada 6-7 günlük tedaviye karşın bir düzelme görülmezse, mutlaka doktora başvurulmalıdır. dışkılayamamanın yanı sıra, karın ağrıları, kusma ve kan basıncında sapmalar görülürse, bağırsak düğümlenmesinden kuşkulanmak ve acilen hastaneye ulaşmak gerekir.

10
sabahları yenen 1-2 portakal rahatlatabilir.

11
sinameki çayı, müshil ve kan temizleyici etki içerir. sürekli olmamak kaydıyla, arada bir kullanılmasında sakınca yoktur. 1-2 çay kaşığı dolusu bitki yaprağı, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 20-25 dakika demlendikten sonra süzülür. yatmadan bir saat kadar önce, tatlandırılmadan veya biraz tatlandırılarak içilir. bitki eğer kaynatılacak olursa ve sıcak içilecek olursa, dışkılama, şiddetli ishal biçiminde gerçekleşir. kişi, zamanla, dozajını ve demleme süresini kendisi saptamalıdır.

12
zeytinyağı
sabahları aç karnına 1 yemek kaşığı içilir.
inatçı kabızlıklarda 2 yemek kaşığı içilir.
sık sık kabız olanlar zeytinyağlı yemekleri daha çok yemeli, sabah kahvaltılarında zeytini eksik etmemelidirler.
hekimce net ten alıntı

Yorum (yok) Yorum yaz!

Dişleri Korumanın 10 Yolu

Dişleri Korumanın 10 Yolu
Diş çürüklerini kolay yöntemlerle önleme, ve dişleri korumanın on kolay yolu.

1.Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişler fırçalanmalı ve her gün düzenli olarak diş ipi kullanılmalı.

2.Yiyecek artıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmeli.

3.Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalı.

4.Fırçalar, orta derecede sert yada yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmeli.

5.Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalı.

6.Dengeli beslenmeye dikkat edilmeli ve abur cubur yiyeceklere bir sınır konulmalı. Dişlerinizi çürüğe karşı daha dayanıklı hale getiren uygulamalardan 'florlama' ve 'fissür örtücüler' hakkında diş hekimine başvurulmalı.

7.Diş fırçalama sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalı.

8.Florürlü macunlara yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusunu gidererek ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir.

9.Şekerli yiyecekler ana öğünlerde tüketilmeye çalışılmalı ve yemek aralarında birşey yememeye gayret edilmeli.

10.Belirli periyotlarla diş hekimine başvurulmalı ve çürüklerin erken yakalanması sağlanmalı.

11.Sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulmalı.

KARBONHİDRAT VE ŞEKERE DİKKAT!

Şekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluşması sonucunda çürükler oluştuğuna göre, herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlı ve şekerli yiyeceklerin oranı çok yüksek olanlar, bir de kullandıkları suların florür oranı çok düşükse çok daha fazla çürük tehlikesi altındadır. Bakteri plağı tarafından oluşturulan asite karşı tükürük doğal bir savunma mekanizması oluştursa da, tek başına çürüğü önleyemez. Tükürük akışını ve miktarını azaltan hastalıklar ya da ilaçlarda çürük oluşumunu hızlandırmaktadırlar. Bu nedenle de diş hekimleri tükürük akışını artırdığı için şekersiz sakızları sıklıkla önerirler.

Yorum (1) Yorum yaz!

Kıskançlık deyip geçmeyin

Kıskançlık deyip geçmeyin

Hastalık durumuna gelmiş kıskançlık, kişilik ve paranoyak bozukluklara yol açıyor.

BOLU İzzet Baysal Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Psikiyatristi Dr. Haluk Gülmez, ihanete uğrama, aldatılma korkusuyla yaşayan kıskanç eşlerin, mutsuz bir hayat yaşadıkları gibi, birlikte yaşadıkları kişilere de dünyayı zehir ettiklerini, bu kişilerin cinayete ve intihara yatkın olduklarını söyledi.

İnsanda bir miktar kıskançlık olmasının son derece doÄŸal olduÄŸunu belirten Dr. Gülmez, “Aşırı olmayan kıskançlıklar gayet doÄŸaldır. Ancak tamamen mantık dışı aşırı kıskanmalar da, insanlar da paranoyik bozukluk oluÅŸumuna yol açar” dedi.

Hastalık boyutuna gelmiÅŸ kıskançlık hastalığının tedavisinin son derece zor olduÄŸunun söyleyen Dr. Gülmez, “Sürekli olarak ihanete uÄŸrama, aldatılma korkusuyla yaÅŸayan kıskanç eÅŸler, mutsuz bir hayat yaÅŸadıkları gibi, birlikte yaÅŸadıkları kiÅŸilere de dünyayı zehir ederler. Kendine göre kanıtlar bulan, sürekli olarak kendi kendine sorular sorup eÅŸini takip altına alan kıskanç kiÅŸiler, intihara ya da cinayete bile teÅŸebbüs edebilirler" diye konuÅŸtu.

Hastalık durumuna gelmiÅŸ kıskançlık durumlarının kiÅŸilik ve paranoyak bozukluklara yol açtığını açıklayan Dr. Gülmez, aşırı kıskançlık hastalığının uzun süre psikiyatrik tedavi gerektiren zor bir hastalık olduÄŸunu söyledi. Dr. Gülmez, “Hekime karşı bile kuÅŸkucu davranış sergileyen bu kiÅŸiler, kıskandıkları kiÅŸi veya kiÅŸilere karşı kırıcı, yıkıcı ve saldırgan olurlar. EÅŸleri ve çocuklarıyla olan iletiÅŸimleri kopan, iÅŸinde de üretken olmayan bu kiÅŸiler psikiyatrik destek almadıkları sürece son derece mutsuz ve huzursuz bir yaÅŸam sürdürürler.”

Kıskançlığın genetik yatkınlık gösteren psikolojik bir hastalık olduÄŸunu ifade eden Gülmez, konuÅŸmasını şöyle sürdürdü: “Kıskanç anne ve babanın çocukları da kıskanç olur. Kıskançlık genetik olduÄŸu kadar anne ve babadan öğrenilmiÅŸ davranışlar olarak çocuklarlarda da ortaya çıkar. Kıskanç çocuklar tek evlat olmanın avantajını kullanabilmek için kardeÅŸlerini öldürmeye bile kalkar. Annesini babasından, babasını annesinden kıskanan, arkadaÅŸlarıyla kıskançlık duyguları yaÅŸayan çocuklar, sosyal yönden son derece uyumsuz olurlar. Sosyal uyumu, ders uyumu, arkadaÅŸ uyumu bozulan çocuk, ruhi çöküntü sonucu depresyona girer. Kendisiyle bile barışık olamayan bu çocukların, gençlik ve eÄŸitim yaÅŸamları da çok zor geçer.”

Yorum (1) Yorum yaz!