www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws





« Önceki ::

Dünyanın en sağlıklı yiyecekleri

Dünyanın en sağlıklı yiyecekleri

(Bu yazı toplam 590 defa okundu)

Kabuklu kuru yemişler, yaban mersini, işlenmemiş süt, açık mezrada kesilen et gibi işlenmemiş yiyeceklerin her zaman sağlıklı olduğu biliniyor. Bitkisel özler, enzimler, vitaminler, mineraller, antioksidanlar, antiinflamatuar ve sağlıklı yağlar içeren bu yiyecekler, sizi sağlıklı ve zinde tutar.

12 YİYECEK
Forbes dergisi, sağlık sayfalarında dünyanın en sağlıklı 12 yiyeceğini açıkladı.

İşte Amerikalı ünlü beslenme uzmanı Jonny Bowden'ın kitabından derlenen dünyanın en sağlıklı gıdaları:

Soğan - sarımsak: Mide, prostat, yemek borusu kanserlerine karşı korur. Kalp hastalığı riskini yüzde 20 azaltıyor.

Yaban mersini: Kanserden koruyan antioksidanlar içerir ve hafızayı güçlü kılıyor. Lif bakımından zengindir.

Fasulye: Kiloyu dengeleyip, kan şekerini düzenliyor. Kolon kanseri ve kalp hastalığından koruyor. İçerdiği lifler sayesinde, uzun ve sağlıklı yaşamın bir parçasıdır.

Somon: En iyi anti-aging gıdası. Omega-3 beyni ve kalbi korur. Ruh halini dengeler ve kan şekerini düzenler.

Süt: Vitamin, mineral ve yararlı bakteriler bakımından zengin olan süt, kanserle savaşan CLA asidini de içerir.

Fındık- fıstık: Haftada 5 kez tüketmek kalp krizi ve kalp hastalığı riskini yüzde 30-50 arasında azaltıyor. Her gün için 25 gramlık, badem, ceviz, fıstık, fındık yeterli.

Kırmızı et: İşlemden geçirilmemiş kırmızı et, omega-3 bakımından zengindir. Özellikle meralarda yetişen hayvanlardan elde edilen etten, makul miktarda tüketildiğinde kanserden koruyor. Protein ve B12 vitamini kaynağı.

Yumurta: Doğanın en kusursuz yiyeceği olarak tanımlanıyor. Protein bakımından zengin ama kalorisi düşük. Beyni korur ve göz sağlığını güçlendirir.

Brokoli: Tüm kanser risklerini azaltır. Mineral ve vitamin oranları çok yüksektir. Ayrıca vücudu toksinlerden arındıran kimyasallara sahiptir. Brokoli, kabak, brüksel lahanası, kara lahana gibi sebzeler,kanser riskini azaltmaya yardımcı olan indol isimli bitki kimyasalları içeriyor.

Elma: Akciğer kanseri, astım ve diyabete karşı korur. Kemik güçlendiren K vitamini içerir. Yemeklerden 30 dakika önce tüketildiğinde iştahı bastırmaya yardımcı olur

Nar: Antioksidanlar bakımından zengindir. Kan basıncını dengeler, damarları korur ve tümörlerin büyümesini engeller.

Yeşil çay: Dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecek olan çayın değişik formları (siyah, beyaz, yeşil, Çin çayı gibi) anti oksidanlar ve antiinflamatuar içeriyor. Yeşil çay gibi bazı türleri ise, kansere karşı etkili olan katesin isimli bitki kimyasalları içeriyor. Mesane, kolon, nefes borusu, pankreas, rektum ve mide kanserlerine yakalanma riskini azaltıyor. Kilo kontrolünü kolaylaştırıyor.











Yorum (yok) Yorum yaz!

Bu yiyeceklerde kanser riski var!

Bu yiyeceklerde kanser riski var!
İşte dikkat edilmesi gereken o yiyecekler...

AA


Fosfat katkılı yiyeceklerin akciğer kanserine yakalanma riskini artırabileceği bildirildi.

Güney Kore Seul Üniversitesi'nden Myong-Heng Ço ve ekibinin fareler üzerinde yaptığı araştırma, özellikle hazır yiyeceklerde kullanılan, doğal olmayan fosfatın akciğer kanserine yakalanma riskini artırabileceğini gösterdi.

Myong-Heng ve ekibi, önce farelere akciğer kanseri hücreleri şırınga etti. Araştırmacılar, fosfat katkılı yiyecekler verilen farelerdeki kanser tümörlerinin, bu biçimde beslenmeyen farelerdekine göre daha hızlı arttığını gördü.

Organik olmayan fosfatların insanlardaki kanser etkisi henüz çok iyi bilinmese de bilim adamları bu tür beslenme alışkanlığının sınırlanmasını tavsiye ediyor.

Et, peynir, içecek ve hazır yiyeceklerde kullanılan katkı maddeleri, gıdaların korunmasının yanısıra yiyeceğin renginin, tadının ve görünüşünün bozulmamasını sağlıyor. Ek fosfat ise gıdanın görünümünü güzelleştiriyor ve su tutmasına yardımcı oluyor.

Araştırma, “American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine” adlı dergide yayımlandı.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kaşar peynirinde hile!

 Kaşar peynirinde hile!
Süt Üreticileri Birliği Müdürü tüketicileri peynir alırken dikkatli olmaları konusunda uyardı!

DHA


MİLAS Süt Üreticileri Birliği Müdürü Soner Güney, bazı süt ürünleri üreticilerinin, özellikle kaşar peyniri yapımında `Palm Yağı' kullanmaya başladıkları yönünde duyumlar aldıklarını belirterek, tüketicileri peynir alırken dikkatli olmaları konusunda uyardı. Güney, Endonezya ve Malezya'da bir çeşit hurmadan üretilen palm yağının sağlığa zararlı olmadığını ancak peynirin kalitesini bozduğunu söyledi.

Soner Güney, süt sektörünün en önemli sorunlarından birinin Palm Yağı ithalatının artması ve süt sektöründe özellikle peynir yapımında kullanılmaya başlanması olduğunu belirtti. Bu olayın sektörü olumsuz yönde etkilediğini ifade eden Güney şunları söyledi:

"Gıda ürünlerindeki katkı maddeleri kamuoyunun önemli gündemlerinden biri. Son olarak takip ettiğimiz kadarıyla süt ve süt ürünlerinde palm yağı kullanıldığına ilişkin iddialar gündeme geldi. Özellikle peynir üretiminde kullanılacak sütteki yağın çeşitli teknolojilerle alınıp, yerine daha ucuza mal edilen palm yağının kullanıldığı iddia ediliyor. Her ne kadar palm yağı gıda sektöründe birçok alanda kullanılsa da, insanların bilgisi dışında gerçekleştirilen bu uygulamanın etik dışı olduğu üzerinde duruluyor."

MALİYETİ DÜŞÜRMEK İÇİN

Türkiye'de günde yaklaşık 30 milyon litre süt üretildiğini, bunun önemli bir kısmının da peynir üretiminde kullanıldığını kaydeden Güney, şöyle konuştu:

"Son yıllarda peynir sektöründe maliyetleri aşağı düşürmek için farklı teknolojiler ve maddeler kullanılmaya başlandı. Bunlardan biri de palm yağı kullanılması. Özellikle kaşar peyniri üretiminde kullanılan palm yağının kilosu 1.3 TL. Şirketler, yeni geliştirilen teknolojilerle sütün kendi yağını alıyor, bunun yerine daha ucuza alınan palm yağını enjekte ederek peynir üretiyor. Bu durum hem biz üreticilerin hem de tüketicilerin aleyhine olmaktadır. Tüketicilerin palm yağının kullanıldığını fark etmesi ise zor. Ancak çok gelişmiş analiz ve testlerle ayırt edilebiliyor. Tüketici fiyat farkı nedeniyle hangisi ucuzsa ona yöneliyor. 10 liralık peynir 5 liraya satılıyorsa buna dikkat etmek gerek. 10 litre sütten 1 kilogram taze kaşar elde edilebiliyor. Bir kilogram kaşarda sadece sütün maliyeti 5 TL" diye konuştu.

PALM YAĞI EN FAZLA 2006'DA İTHAL EDİLDİ

Malezya, Batı ve Orta Afrika ile Endonezya'da ekimi yapılan hurmadan elde edilen palm yağının kullanım şekli ve alanları hakkında da bilgi veren Güney şöyde devam etti:

"2008 yılında yaklaşık olarak Endonezya'da 19, Malezya'da 17 olmak üzere toplam 36 milyon ton palm yağının üretildiği tahmin ediliyor. Türkiye'de yemeklik amacıyla ilk palm yağı 1974 yılında TURYAĞ tarafından kullanılmaya başlandı. Bugün ABD dahil dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde palm yağları, soya yağı ile birlikte en büyük kullanım miktarına sahip. Palm yağları yapısı itibariyle trans yağ içermediği için sağlıklı yağ olarak değerlendiriliyor. Ancak doymuş yağ oranının diğer likit yağlara göre biraz daha fazla olması nedeniyle margarinlerde kısıtlı miktarlarda kullanılabiliyor. Son yıllarda Türkiye'de de sabunluk ve yemeklik amaçlarının dışında palm yağları büyük oranda biodizel üretiminde kullanılmaya başlandı. Palm yağı en fazla 2006'da ithal edildi."

İYİ KAŞAR KESİLİNCE UFALANMAZ

Piyasada bulunan iyi ve kötü kaşarları ayırt etme yöntemlerini de anlatan Güney, "Kaşar peyniri, dilimlenebilir yarı sert peynirlerdendir. Bu peynir sarımsı, beyaz-sarı renkli ve hafif tuzludur. İyi bir kaşar peyniri, düzgün kalıplı olmalı. Kesilince ufalanmamalı ve eğilip bükülmeye dayanmalı. Peynirin kıvrılması sırasında peynir çatlamıyorsa eksik süt kullanılmadan yapılmış demektir ve makbuldür. Taze kaşarda en önemli nokta görüntü ve lezzet. Tüketicilerin ayrıca fiyatlara dikkat etmesi gerekiyor. Çok ucuz peynire kanmasınlar" dedi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

İnsanı 100 yıl yaşatan 100 gıda

İnsanı 100 yıl yaşatan 100 gıda
İşte kalbe kuvvet, beyne enerji veren gıdalar

Gıdalar üzerinde yapılan çalışmalar bir araya toplandı. Sağlıklı kalabilmek için yenmesi gereken 100 gıdanın listesi çıkarıldı. İşte kalbe kuvvet, beyne enerji veren gıdalar

İnternet üzerinden yayın yapan sağlıklı yaşam sitesi FoodProof.com, dünya çapındaki saygın üniversiteler tarafından kişinin daha sağlıklı, verimli ve uzun bir yaşam sürmesi için gıdalar üzerinde şimdiye dek yürütülen tüm araştırmaları inceledi. Daha sonra da hangi gıdanın neye iyi geldiğini derleyerek en faydalı 100 gıdadan oluşan bir liste hazırladı. Sindirim, uyku, enerji, daha iyi bir görme duyusu için gerekli ve beyni çalıştırmaya, genel verimliliği arttırmaya yarayan 100 gıdanın listesi şöyle:

SAĞLIKLI VÜCUDUN REÇETESİ

Enerji veren ve beyni güçlendirenler:

Patlıcan, Kuru üzüm, Fasulye, Mısır, İncir, Ton balığı, Ispanak, Tavuk, Taze fasulye Şalgam, Sazan, Humus, Ekmek, Fıstık ezmesi, Barbunya, Bal, Ceviz, Ayçekirdeği, Limon, Adaçayı

Gözleri kuvvetlendirenler:

Çilek, Havuç, Keten tohumu, Meyveli dondurulmuş yoğurt

Genel olarak sağlığa iyi gelenler:

Somon, Karides, Su, Hindi, Yeşillikler, Dereotu, Erik, Taze patates, Papaya, Armut, Karnabahar

Soğuk algınlığıyla mücadele edenler:

Portakal suyu, Dolmalık biber, Yeşil çay, Kabak çekirdeği, Salatalık, Tarçın, Sarımsak, Kayısı, Kırmızı biber, Kızılcık, Karanfil, Turunçgiller

Kansere karşı etkili olanlar:

Yaban mersini, Kıvırcık, Lahana, Domates, Pırasa, Brokoli, Çavdar ekmeği, Ahududu, Fesleğen, Mantar, Brüksel lahanası, Su yosunu

Tansiyonu dengeleyen kalp dostu gıdalar:

Muz, Siyah çikolata, Deniz tarağı, Marul, Zeytin, Kivi, Üzüm, Kara lahana

Düşük yağlı doyurucu gıdalar:

Acı salsa sosu, Yumurta akı, Geyik eti, Yoğurt, Peynir, Süt, Badem, Patates, Karpuz, Bezelye, Levrek, Diyet gazlı içecekler, Soya sütü, Tam tahıllı makarna, az yağlı meyveli yoğurt

Uykuyu kolaylaştıran ve mide dostu gıdalar:

Siyah fasulye, Kepek, Avokado, Elma, Esmer pirinç, Soğan, Greyfurt, Enginar, Barbunya, Kereviz, Bamya, Nane, Zencefil, Ananas, Kavun, Soya fasulyesi, Kuşkonmaz n DIŞ HABERLER

Yorum (yok) Yorum yaz!

Vardiyalı çalışmak sağlığı bozuyor

Vardiyalı çalışmak sağlığı bozuyor
(Bu yazı toplam 90 defa okundu)

Vardiyalı çalışmak depresyona, davranış bozukluklarına, kronik hastalıklara ve uyku bozukluklarına neden olabiliyor...

Vardiyalı çalışmanın, “Depresyona, davranış bozukluklarına, kronik hastalıklara ve uyku bozukluklarına neden olabildiğini” ifade eden Derman, sık sık ve düzensiz değişen vardiya saatlerinin en çok uyku sağlığını bozduğunu vurguladı. Derman, vardiyalı çalışanlarda sürekli yorgunluk, depresyon ve yalnızlık, soğuk algınlıkları ve grip, sindirim sistemi sorunları, adet bozuklukları, şişmanlık, kalp hastalıkları görüldüğünü bildirdi.

Sabri Derman, daha çok trafik kazası yaptığını ileri sürdüğü vardiyalı çalışanların sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için yapmaları gerekenleri şöyle sıraladı:
“Uyku sağlığını ciddiye almak şarttır. Yatak odasının sessiz, karanlık ve serin olmasına çalışın. Gerekirse kalın perdelerle veya alüminyum kağıtlarla yatak odası penceresi olabildiğince ışık geçirmez hale getirin. Ev içi ve sokak gürültülerinin kontrol edilemediği hallerde yumuşak silikondan kulak tıpaları ve ışık geçirmez maskeler kullanmak da yararlı olabilir.
Kapıya ‘Lütfen rahatsız etmeyin’ yazısı koyun. Yattığınız odada kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanlar bulundurmayın, hele yatağınıza hiç almayın. Günün ana yemeği vardiya sırasında olmak üzere düzenli ve az miktarlarda yemek yiyin, yatarken çok su içmeyin, kahve, nikotin ve alkol kullanmaktan kaçının. Vardiya sırasında abur cubur atıştırmaktan kaçının, yürümeye veya egzersiz yapmaya çalışın. İşten sabah çıkınca koyu güneş gözlüğü takın, bir an önce yatağınıza ulaşmaya çalışın. Gece çalışıp gündüz de ‘normal’ sosyal ve aile hayatını sürdürmeye çalışanların her iki alanda da başarısız olduklarını gösteren, özellikle Kuzey ülkelerinde yapılmış çok sayıda bilimsel çalışma vardır. Uyku ilaçlarından kaçının.”

Kaynak: ntvmsnbc.com

Yorum (yok) Yorum yaz!

Güzel gülüşler uzak değil

Güzel gülüşler uzak değil

 
Trendy Dergisi / trendy@hurriyet.com.tr
Güzel gülüşler uzak değil
Sağlıklı ve güzel bir ağız için dişlerini düzenli fırçalaman şart. Diş hekimi fobin varsa elinden geldiğince bunu yenmeye çalış.

İŞTE GÜLÜŞLERİ IŞILDAYAN ÜNLÜLER..

Çünkü günümüzde dişçilik çok ilerledi ve kullanılan araçlar, acıyı en aza indirecek cinsten. Bu arada gittiğin diş hekiminin sağlık ve temizlik kurallarına uyduğundan emin olman şart.

 

Diş problemlerine örnekler

 

Problem: Çarpık dişler

Dişin yerleşmesi için yeterli bir yer yoksa sorun başlar. Dişler normal düzeninin dışında yerleşir ve ağızda çarpık bir görüntü oluşur.

 

Çözüm: diş teli bunun için en iyi çözümdür. Fakat burada önemli olan iş telini ne kadar düzenli kullandığındır. Tellerini düzenli kullanırsan dişlerinin de düzene girmesi o adar kolay olacaktır.

 

Problem: Tavşan dişler

Halk arasında “tavşan diş” diye anılan, normalden fazla önde duran dişler yine düzensiz ve kötü bir görüntü oluşturur.

 

Çözüm:

Bu sorun için de yine ortodonti tedavisi ve diş telleri önerilir. Bu işlem biraz uzun sürebilir ama etkileri hemen görülecektir.

 

Problem: Küçük dişler

Bazı insanların dişleri normalden küçüktür yada süt dişleri hala dökülmemiştir. Ayrıca yetişkin dişlerin düzenli olarak gelişmezse süt dişlerin çıkmaz ve içerde kalır.

 

Çözüm:

Eğer süt dişlerin küçük ve güçsüzse ileride problemler yaşayabilirsin. Bunun için mutlaka dişçiye görünmeli ve detaylı bilgi almalısın.

 

Problem: Aralık dişler 

Bu sorunun oluşmasındaki ilk neden dişlerin ağız yapısına göre küçük olmasıdır.

 

Çözüm:

Bu sorun içinde en iyi yöntem her zaman ki gibi ortodonti tedavisidir. Bu arada daha önce dişlerini kaybettiysen, tedaviye başlamak için bu aralıkların kapanmasını beklemek zorunda olduğunu unutma.

 

Diş telleriyle gelen güzellik

 

Eğer tereddütlerin varsa, tel kullandıktan sonra gülüşünün düzeleceğini düşünmelisin…

 

Tedavi ağız yapısının incelenmesi ve kalıba alınmasıyla başlıyor. Daha sonra tedavi süresince uygulanacak yöntemler hakkında hasta bilgilendiriliyor.  Telin dişe yapıştırılan kısmı yapıştırıcı yardımı ile sabitleniyor. Bu işlem iki saat kadar sürebiliyor. Ama herhangi bir acı söz konusu değil. Bunlar dişe iyice oturunca, teli üzerine koyup renkli veya renksiz  lastiklerle sabitleniyor. Ortalama olarak bu teller 18-24 ay kalıyor.

 

Düzenli randevu: tedavi saüresince hastanın 4 yada 6 haftada bir düzenli olarak doktora görünmesi gerekiyor. En fazla 10 yada 20 dakikada aylık işlem bitiyor.

 

Zorlukları: bu işlem acı veren ve zorlu bir işlem değil. Yine de rahatsızlık veriyorsa doktoruna  şikayetini belirtmelisin. Doktorlar en çok gelen şikayetin telin ilk gününde dudağa çarpması olduğunu söylüyorlar.

 

Kısıtlamalar: sert ve dişe yapışacak gibi yumuşak yiyecekleri bir süre tüketmemelisin. Çünkü bu telin çıkmasına neden olabilir. Ayrıca tel kullandığın sürece fırçalama düzenini bozmamalısın.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Sigara deriyi kurutuyor

Sigara deriyi kurutuyor



Sigara deriyi kurutuyor
Sigaranın, damarlardaki daraltıcı etkisiyle kan akımını bozarak yaraların iyileşmesini olumsuz etkilediğini, tek bir sigaranın 90 dakika boyunca damarları daralttığını belirten uzmanlar, içerisinde 4 binden fazla kimyasal madde bulunan sigarayı içenlerin derisinin 5 kat daha fazla kırıştığını açıkladı.

 NASIL ETKİLER?        

Sigaranın deri üzerindeki etkisini anlatan Dermatoloji Uzmanı Doktor Zekayi Kutlubay, bazı çalışmalarda sigaranın güneş ışınlarından bile etkili olduğunun tespit edildiğini söyledi.

KALICI İZLER BIRAKIR         

Soluk, kirli beyaz-gri renkli ve kırışık derinin 'sigara tiryakisi derisi' olarak tanımlandığını belirten Dr. Kutlubay, 'Sigara içenlerin yüzde 79'unda bu görünüm mevcuttur. Sigara tiryakileri, kalıcı çizgi veya kırışıklığa sahiptirler. Alttaki kemik çıkıntılarının belirginleşmesi sonucu çökmüş yüz ifadesi vardır. Deride incelme, hafif gri görünüm vardır. Deri hafif turuncu-mor kırmızısı renk alır' dedi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Kronik Yorgunluk

Kronik Yorgunluk
(Bu yazı toplam 3378 defa okundu)

Yoğun bir tempo, stres ve aşırı rekabet ortamında çalışıyor, üstelik "bir türlü dinlenemiyorum" diyorsanız, sizde de kronik yorgunluk hastalığı olabilir. Hastalığın sebebi, uzun süreli psikolojik yıpranma ve stres.

Özellikle eğitimli ve gelir seviyesi yüksek çalışan kesimde görülen kronik yorgunluk sendromu, son yıllarda Türkiye de artmaya başladı. Beyaz hastalığı olarak bilinen ve Batı ülkelerinde görülen kronik yorgunluk , iş verimini düşürerek ekonomik kayıplara sebep oluyor.

Hastalık en çok kadınları etkiliyor. Yüzde 70 oranında kadınlar ve özellikle 30-50 yaş grubu kapsam alanında bulunuyor. Alman Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Jan Klod Kayuka ya göre, hastalık Türkiye de yeni olduğu için henüz çok iyi tanınmıyor ve çoğu kez tanısı konulamıyor. Kayuka, hastalığı, tıpta, nedeni ve başlangıç tarihi tam olarak bilinmeyen, ancak çok da uzun süreli olmayan bir yorgunluğun en az 6 ay veya daha uzun bir süre devam etmesiyle ortaya çıkan bir durum olarak tanımlıyor.

Hastalığın doğuştan gelmediğini, sonradan kazanıldığını anlatan Kayuka, "Hastalık sinir sistemini, bağışıklık sistemini ve hormonal dengeyi etkilediği için kompleks bir yapıya sahiptir." dedi. Hastalığı tetikleyen nedenler arasında, uzun süreli psikolojik zorlanma, çevresel toksinler, kimyasallar, ağır metaller, fiziksel travmalar ya da cerrahi müdahaleler bulunuyor. Başlatıcı olaydan sonra hastalar sağlıklarında ilerleyici bir bozulma yaşıyor. Genellikle hissettikleri kadar hasta görünmüyor, hastalık iddiaları da doktorlar tarafından haksız olarak şüphe ile karşılanıyor.

Kronik yorgunlukla baş etmek için ne yapılmalı?

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Jan Klod Kayuka, hastalıkla mücadele için, "Öncelikle stresi kontrol etmeyi bilmeliyiz. Herkesin bir stres eşiği vardır ve bu eşiği aşmamak gerekir. Düzenli hayat tarzı, hafif fiziksel egzersizler, sağlıklı beslenmek ve ideal kiloyu korumak da temel kurallardır." ifadelerini kullandı. Bunların da yanında alkol ve sigaradan uzak durmak, hastalıktan kurtulmanın en önemli etkenleri arasında gösteriliyor.

Bu belirtilere dikkat!

Hafızada ve konsantrasyonda bozulma

Boğaz, kas, karın, çene ve bazı eklemlerde ağrı olması

Uyanınca kendine gelememe

Yapılan bir iş sonrası 24 saatten fazla sürede geçen kırıklık hissi

Şişkinlik

Kronik öksürük

İshal

Sersemlik

Bulantı

Gece terlemesi

Nefes darlığı

Deri duyarlılığı

Karıncalanma hissi

Kilo kaybı

Hastalar ne hissederler?

Yıpranmışlık

Yorgunluk

Tükenmişlik

Güçsüzlük

Çalışmanın tatsızlaşması

Sıkıntı

Performans azalması

Halsizlik

Enerji yokluğu

Uykulu hal

Çalışmaya isteksizlik

Yorum (yok) Yorum yaz!

SİĞİLLER VE TEDAVİLERİ (VERRUCA)

SİĞİLLER VE TEDAVİLERİ (VERRUCA)
(Bu yazı toplam 43053 defa okundu)

Siğil viral kokenli bulasici bir hastalik olup, etkeni human papilloma virus (HPV) diye adlandirilan bir virus ailesindendir. HPV virusunun bircok altgurubu olup bunlar da degisik klinik goruntu ve degisik ve degisik bolgelerde gelisimine olanak saglar.

Sigillerin bulasma sekli direk deriden kontak seklinde olup, virusu tasiyan kisilerle temas, deriden deriye aktarilmasina neden olur. Bu nedenlede sigil tasiyan kisiler bunu diger aile bireylerine, arkadaslarina bulastirabilirler. Genital sigiller ise genellikle seksuel temas ile bulasir.

Her yasta sikca rastlanan sigiller viral kokenli olduklarindan herhangi bir tedavi yapilmadagi surece artabilir ve buyuyebilirler. El sikisma, opusme, dokunma, ayni havluyu kullanma ile de bu virusu baskalarina aktarabilir. Cogu zaman yuz, gogus ve boyunda kahverengi duz lekeler seklinde gorulup, taninmasi ve hasta tarafindan sigil oldugunun anlasilmasi zor olabilir. Bu kahverengi, sari lekeler cogalarak tum yuze, gogse ve hatta karin bolgesine dek yayilir. Yuz ve gogusde gorulen bu tip sigillere verruca planus(duz sigil) adi verilir. Bazen uzun yillar farkedilmeyebilirler, buda sayilarinin cok artmasina neden olabilir . Elde ve ayakta ise daha kabarik ustu tirtikli deri kabalasmalari olarak gorulur.

Sigillerin oynanmasi, koparilmasi yahut zaman icerisinde gecer dusuncesi ile tedavinin geciktirilmesi buyume ve artmalarina neden olabilir. Ozellikle ayak tabanindaki sigiller nasir ile karistirilabilir ancak nasir cogalma egiliminde degildir. Yan yana sigiller birleserek mozaik form dedigimiz genis sigil alanlari olustuturulabir ve yurumekte agri yaratabilir. Periungual tirnak etrafi sigiller ise ozellikle ya tirnak yeme aliskanligi olanlarda yada manikur yaptiranlarda sikca olusabilir ve tirnak yataginin altina yayilarak tedavileri zorlasabilirGenital bolgede ise ozellikle penis etrafinda, labiumlarin cevresinde minik kabarciklar seklindedir. bi tur sigiller genelde cinsel iliski ile bilasir. Kisa sure icinde tedavi edilmediginde kadinlarda rahim boynunda prekanseroz degisiklikler yaratabilir.

Sigiller tedavi edilmedigi taktirde artabilir. Tedavide kullanilan krem, jel tarzindaki urunler genelde yuzeysel ce az sayidaki sigilin tedavisinde uygulanir. Krioterapi (dondurma tedavisi) sivi azotun patolojik deri bolgesinde yarattigi destruksiyon ile iyilesmenin saglanmasidir. Elektrokoter(sicak ) ile yakma ise en yaygin ve guvenilir yontemlerden olup, lokal anestezi ile uygulanir. Sigil tedavi edildikten sonrada hastani iyilesmesi bir sure izlenir.

Dogru teshis ve dogru tedavi problemin cozulmesinde ve bulastiriciligin engellenmesinde onemlidir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

MİDE YANMASI (EKŞİMESİ)

MİDE YANMASI (EKŞİMESİ)
(Bu yazı toplam 92115 defa okundu)

Mide yanması 20 ile 50 yaş arasında birçok insanda görülen çok yaygın bir rahatsızlık. Midede yanma hissi yemekten önce, yemek sırasında ya da yemekten 2-3 saat sonra hissediliyor. Besinler, sindirim işlevinin bir gereği olarak midede ilk değişikliklere uğrayarak bağırsaklara gönderilmek için hazırlanıyor. Mide bu işlevi yerine getirirken iç yüzeyini kaplayan zarın altındaki salgı hücrelerini, besinlerin gerekli değişimini sağlamak üzere uyarıyor. Bu sırada oluşan bir dengesizlik, aşırı asit ortamına ve midenin kendini koruyamamasına yol açarak yanma hissine neden oluyor.

Büyüklerimiz midede yanma hissi duydukları zaman hemen bir lokma ekmek içi çiğnermiş. Ekmek içinin değil ama ağıza birşey atmanın doğru bir yöntem olduğunu belirten günümüz doktorları da az ama sık yemeyi öneriyorlar. Öğünleri küçülterek sık sık yemenin şikayetleri azaltacağını söylüyorlar.

Yemeğe daha fazla zaman ayırın. Ayaküstü değil, sofrada oturarak yiyin. Acele yemek mide işlevine zarar veriyor. Kendinize daha fazla zaman ayırıp yemek yemeyi bir zorunluluk değil de bir keyif anına dönüştürün.

Ağzınıza küçük lokmalar almak midenin sindirim için gerekli salgıları daha kolay üretmesine yardımcı olur. Lokmaları uzun uzun çiğneyin. Bu, midenizde şişkinlik ve ağırlık hissetmemenizi sağlar.

Sofradan tıkabasa doymadan kalkın. Mide boş bir torba olduğu için yemek yerken çiğnediğimiz besinler buraya ulaştıkça mide sürekli genişler. Eğer kemerinizi çok sıkmışsanız yanma hissi duymanız çok doğal. İçi dolu bir plastik torbayı düşünün. Tam ortasından bir ipi kemer gibi sıkıca bağlayın. Torba sağa ya da sola çekecek ya da aşağıya doğru sarkacaktır. Mide de aynı böyle... Bu nedenle ölçülü miktarda yemek yiyin.

Akşam öğününden hemen sonra damak kaçamakları yapmayın. Aksi takdirde mide gece boyunca çalışıp yorulur. Akşam yemeği ile uyku arası en az üç saat olmalı. Yani yemek yedikten en az 3 saat sonra yatın. Gece yatarken sağ yana dönerek yatmayın. Besinin mideye girişi sağ taraftan gerçekleştiği için yedikleriniz yeterince hazmedilemeyip mide borusunda yanma hissi oluşabilir.

Yemek yedikten sonra yere eğilmeniz gerekiyorsa dizlerinizi bükerek eğilin. Aksi takdirde mide işlevini gerektiği gibi yapamaz.

Yiyecek ve içeceklerin çok sıcak ya da soğuk olması mide sıvısına zarar verebilir. Bu nedenle yiyecek ve içeceklerin ılık olmasına özen gösterin.

Sigaradan uzak durun.

Yemekten sonra uzanmayın. Unutmayın, mide sıvısı yatay pozisyonu sevmez ve yanma hissi mide borusu yoluyla ağzınıza kadar gelebilir.

Bunlardan Uzak Durun

Hazmı kolay olmayan kızartmaları ve yağlı yiyecekleri sofranızdan uzaklaştırın. Ağır yağlı, fazla kremalı ya da soslu besinleri yemeyin. Çikolata, içerdiği yüksek dozdaki yağ ve kafein nedeniyle hassas mideye zarar vererek yanma hissine yol açıyor. Sütlü çikolata, daha az yağ içeren bitter çikolataya oranla daha tehlikeli olduğundan çikolata sevenler genelde sütsüz olanını tercih etmeli.

Kafeinli içecekler mide için çok zararlı. Kahve, çay ve kola gibi içecekler hassas mideyi yorar. Eğer mide yanmasından şikayet ediyorsanız ve kahve içmeden duramıyorsanız kafeinsiz kahveyi tercih edin.

Gazozlu içecekler ve asitli meyve sularını dikkatli için. Domates veya portakal suyu asitli olduğu için mide yanmasını şiddetlendirebilir. Bu nedenle sulandırarak ve balla tatlandırarak için.

Et suyu ile hazırlanmış çorbalardan uzak durun. Diğer çorbaları ise çok sıcak içmeyin. Ilınmasını bekleyin.

Alkol midedeki yanma hissini artırır. Hele mide boşken alkol kesinlikle almayın.

Çiğ soğan ve çiğ meyve de mide asidini artıran etkenlerdendir.

Şeker yemeyi seviyorsanız naneli olanları seçmeyin.

Mide ağrılarınıza son verecek sağlıklı ve dost besinlerle yemek yemenin keyfini çıkartabilirsiniz...

Karnabahar : Haşlanmış karnabahar, mideyi asit saldırılarından koruyarak tüm sorunları giderebilir. İçeriğinde bulunan gefarnato maddesi ülser ilacının hammadesi olarak kullanılıyor.

Lahana : Lahanayı çiğ olarak yemeyi tercih edin. İnce şeritler halinde doğrayıp salata yapın. Meyve presinde lahananın suyunu sıkıp aynı miktarda elma suyu ile karıştırın ve için. Lahana, ülser ve gastrit ilacı olarak biliniyor. Dörtte bir lahanayı yıkayıp kalın şeritler halinde doğrayın. 1 kerevizi soyup doğrayın. 1 havucu temizleyip dilimleyin. Lahana, kereviz ve havucu katı meyve presinde sıkıp sabah akşam suyunu için.

Patates : Çiğ patates suyu mide yanmasının doğal ilacıdır. Patatesi soyup katı meyve presinde suyunu sıkın. Su,havuç suyu ya da kereviz suyu ile karıştırıp için.

Elma sirkesi : Salatalarda ya da mezelerde elma sirkesi kullanın.

Maden suyu : Mide asidinin büyük bir bölümünü etkisiz hale getiriyor.

Ispanak : Ispanağı buharda pişirin ya da haşlayarak tüketin. Taze yapraklarını salata olarak yiyin.

Zeytinyağı : Çiğ olarak kullanıldığında besinlerin midede kalma süresini azaltıyor ve yağların sindirimi için safra salgısını artırıyor.

Baklagil : Fasulye, bezelye ve mercimekte bulunan bioflavionid maddesi, midenin koruma faktörünü artırıyor.

Muz : Mideyi seven meyvelerin başında geliyor. Ara öğünlerde birer muz yemek, midedeki yanma hissini ortadan kaldırabilir. Muz, mide enzimleri ve hücrelerinin üretimini de artırıyor.

Kızarmış ekmek : Midenin salgıladığı aşırı asidi kurutarak yanma hissini gideriyor.

Meyankökü : Güçlü bir mide koruyucusu.Yapılan son araştırmalara göre midedeki aşırı asitlenmeyi azaltıyor.

Yorum (yok) Yorum yaz!