www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws





RENKLERIN INSAN PSIKOLOJISINE ETKILERI

RENKLERIN INSAN PSIKOLOJISINE ETKILERI
(Bu yazı toplam 10860 defa okundu)Renklerin insan psikolojisi üzerindeki etkisi biliniyor. Hangi rengin ruh halimizi nasıl etkilediğini öğrenmek ister misiniz ? Sarı hangi derdin çaresi, kırmızı ne işe yarar..?

Sinirsel bozuklukları olanların sarı, uykusuzluk sorunu çekenlerin mor, sakinleşmek isteyelerin mavi, neşelenmek isteyenlerin turuncu, canlanmak isteyenlerin turkuaz rengini tercih etmeleri öneriliyor.

Uzmanlara göre, renkler sadece insan psikolojisini değil fizyolojisini de etkiliyor. Renkler üzerine araştırmaları "Hayatınızı Renklendirin" isimli kitapta toplayan Howard ve Dorothy Sun a göre, insan zihnini etkileyebilen renklerin insan fizyolojisi üzerinde de çeşitli etkileri bulunuyor. Renkler, psikolojik ve fizyolojik etkileri şöyle sıralanıyor:

Kırmızı:

Psikolojik olarak uyanık ve tetikte olmayı teşvik eder. Fizyolojik olarak kan basıncını artırır ve adrenalin salgılar.

Turuncu:

Psikolojik olarak neşeyi teşvik eder. Fizyolojik olarak sindirim sistemi ve metabolizmaya destek olur.

Sarı:

Psikolojik olarak olumluluk ve canlılık özellikleri vardır. Fizyolojik olarak sinirsel bozukluklara iyi gelir.

Yeşil:

Uyumlu ve dengeleyici psikolojik özelliklere sahiptir. Fizyolojik olarak kalp ve göğüs sorunlarını hafifletir.

Turkuaz:

Canlandırıcı ve serinletici psikolojik özellikleri bulunmaktadır. Fizyolojik olarak ağrı kesici özelliği vardır.

Mavi:

İnsan psikolojisi üzerinde barışçıl ve sakinleştici etki gösterir. Fiziksel olarak kan basıncını düşürür, boğaz sorunlarını çözer.

Mor:

İç bilinci teşvik eder. Fizyolojik olarak uykusuzluğa iyi gelir.

Magenta:

Sevgi ve şefkat dolu bir renktir. Fiziksel olarak migren ve baş ağrılarını hafifletici etkisi bulunmaktadır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

vucut kusurlarını gizlemek mümkün

Kimi kadın baseninden, kimi göbeğinden şikayetçi... Bunlara kalıcı çözümler aramak en doğrusu, ancak o süreci kişinin kendini daha iyi hissederek atlatması da mümkün... Kıyafetlerde doğru seçimler yapmayı bilin yeter! Moda tasarımcısı Tunay Sarız Acar, baseninden, göbeğinden ya da göğüslerinden şikayet eden kadınlar için kişiye özel kıyafetler hazırlıyor. Yurtdışında eğitim alıp çeşitli şirketlerde çalıştıktan sonra, Nişantaşı’nda kendi modaevini açan 38 yaşındaki Acar, vücudun güzelliklerini ön plana çıkararak kusurları gizlemeye yönelik şu tüyoları verdi: Basen sorunu olan kadınlar, göğüs altından etek boyuna kadar vücuda oturan, eteği düz inen kıyafetler tercih etmeli.

.Dar omuzlu kadınlar, boyundan askılı, omuzlarını ortaya çıkaracak kıyafetler giymeli.

.Omuzları çok geniş, bel kısmı dar kadınlar, dikkatleri bele çekebilirler. Bel dikişinde oynamalar, fiyonk, kemer gibi aksesuvarlar kullanılabilir.

.Göğüsleri çok iri bir kadın, asla yaka ve göğüs dekolteli kıyafetler giymemeli.

.Göğüsleri küçük kadınlar, destekli sutyenlerden yararlanabilir.

.Beli kalın olanların, göğüs altı bölgeleri incedir. Kıyafet en ince yeri vurgulamalı. Bu kısa boyluların da sorununu çözecektir.

.Bacak boyu kısa kadınlarda da bel noktası yukarıda tutulmalı. Asla düşük belli giymemeliler.

.Zayıflığından şikayet edenler, drapeli kıyafetleri tercih etmeli. Verev ve enine drapeler, şifon ve ipekli gibi yumuşak kumaşlarda iyi sonuç verir.

1920’lere dönüş var

Tunay Sarız Acar, 2007 abiye modasında 1920’lerden esintiler olduğunu anlatıyor. Önümüzdeki yıl, kabartma desenli kumaşlar ön plana çıkacak. Çok kabarık ve çok uzun elbiselerin ihtişamını göreceğiz. Yılın renkleri Parliament mavisi ve yeşilin tonları. Pembe ve grinin kirli tonlarıyla kırmızı da 2007’de vitrinleri süsleyecek. Renkli transparan danteller ve el işi ise altın çağını yaşayacak. Ayrıca çiçekler dahil olmak üzere bol bol aksesuvar kullanmaya hazır olun.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Beyniniz hakkında 10 şaşırtıcı gerçek

Görüntüleme sistemlerinin iyileştirmesi beyin hakkında bilinenlerin yıldan yıla artmasına yol açıyor. (Fotoğraf: New York Times)
03-04-2008, Perşembe
Güncel.net
Beyniniz hakkında 10 şaşırtıcı gerçek
İngiliz bilim insanları Sandra Aamodt ve Sam Wang, yeni çıkan "Welcome to Your Brain (Beyninize Hoşgeldiniz)" adlı kitapta beyin ve sinir sistemine yönelik gözden kaçırdığınız, bilmediğiniz ayrıntıları sıraladı. İşte bu ayrıntılardan bazıları...

Beynin farklı noktaları ayrı faaliyetler için kullanılıyor. (Grafik: New York Times)
1. Beyniniz, buzdolabınızın ampulünden daha az enerji tüketir

Beyin 12 watt gücünde enerji kullanır ki büyük boy iki muzdan elde edilecek enerjiye eşittir. Vücut ağırlığının sadece %3’ünü oluşturmasına karşın beyin bütün enerjisinin yüzde17’sini tüketir. Bu enerjinin büyük kısmı ise beynin bakım ve destek faaliyetlerine gider. Dikkatli ve yoğun düşünme esnasında harcadığınız enerji o kadar küçüktür ki fark edilmez bile.

2. Sık yaşanan jet-lag hafızaya zarar verebilir

Jet-lag sadece sinir bozucu olmakla kalmaz, eğer sık aralıklarla tekrarlanırsa beyin sağlığınıza zararlıdır. Sıklıkla kıtalararası uçuş yapan insanlar beyin hasarı veya hafıza zayıflığı yaşayabilirler. Muhtemelen bunun sebebi jet-lag sırasında çok fazla stres hormonu salgılanması ve bu hormonların beyin lobuna ve hafızaya zarar vermesidir.

Vardiya usulü çalışan insanlarda da benzer bir risk söz konusu olabilir. Çalışma saatlerinde sıklıkla meydana gelen değişiklikler, tıpkı sık yapılan uçak yolculukları gibi, strese neden olmakta bu da vücut ve beyin üzerinde hasar yaratmaktadır.

3. Gürültülü bir odada niçin telefon konuşması yapmak zordur?

Gürültülü yerlerde cep telefonuyla konuşmak zordur. Cep telefonunuz içinde bulunduğunuz odanın sesleriyle hattın diğer ucundan gelen sesleri karıştırmak suretiyle beyninizin işini zorlaştırmaktadır. Bu durumda beyniniz telefondaki arkadaşınızın sesiyle odadaki diğer sesleri ayırt etmekte zorlanmaktadır. Telefonunuzun mikrofonunu elinizle kapattığınız anda aslında içinde bulunduğunuz odadaki seslerin telefona girmesine engel olduğunuz için ses karışımına engel olmakta ve beyninizin işini kolaylaştırmaktasınız.

4. Video oyunları, aynı anda birden fazla işi yapabilmenize yardımcı olabilir

Dikkatinizi aynı anda birden fazla şeye yöneltebilme yeteneği pratik yaparak artırılabilmektedir. Bu konuda yapabileceğiniz pratik ise, pek çok hedefe ateş etmek zorunda kaldığınız bir video oyunu olabilir. Bu tür oyunlar dikkatinizi ekrandaki her alana yaymanızı gerektireceği için olayları çabuk kavrama ve çabuk reaksiyon verme konusunda egzersiz yerine geçebilir.

Tetris oynamak aynı etkiyi yapmaz çünkü tetris oynarken birden fazla noktaya aynı anda dikkatini yöneltmek yerine sadece bir tek parçaya odaklanmış oluyorsunuz. Ama bu şekilde bir düşünce tarzıyla çocuklara iyi bir örnek olmadığınızı da bilmelisiniz.

5. Beynin bir şaka merkezi vardır

Mizah denen şeyi tanımlamak zordur ama onu gördüğümüzde hemen tanırız. Mizahın tarifini yapmaya çalışan bir teoriye göre, mizah kendi içinde bir sürpriz unsuru içermelidir –bir sonraki cümlede ne olacağını bildiğimizi sandığımız halde esprinin kendisi bizi başka bir noktaya götürmelidir- sonra da vardığımız bu yeni noktayı önceden tahmin ettiğimiz noktayla karşılaştırarak yeni bir perspektif elde ederiz. Mizahın beynimizde algılanma şekli aşağı yukarı böyledir.

Fıkra anlatmanın ya da espri yapmanın bulmaca çözmekten farkı ise, günlük yaşamda her gün rastlamayacağımız türden ama kendi içinde tutarlı bir hikâyenin bulunmasıdır. Beyinlerinin ön lobu (bilhassa sağ lobu) hasar görmüş bazı hastalar, yapılan esprileri anlayamamaktadır. Genelde bunun nedeni, fıkra ya da espriye konu olan imajları yeni bir perspektifle değerlendirme aşamasında beynin normal fonksiyonlarını yerine getirememesidir. Bu türden insanlar, anlatılan bir fıkradaki hikâyeyi takip edebilir ama fıkranın sonunu nasıl bağlarsanız bağlayın asla komik bulmazlar.

6. O şarkıyı bir türü hatırlayamıyorsanız sebebi var

Bazen bir şarkı veya şarkının bir bölümü aklınıza takılır kalır, bir türlü hangi şarkı olduğunu hatırlayamazsınız. Çok sinir bozucudur gerçekten. Ama beynin ‘sıralı hatırlama’ ilkesi, hafızamızın işleyişi açısından özel ve kullanışlı bir göreve sahiptir. Her şeyi olay akışının sırası içinde hatırlamamız gerekir.

Herhangi bir kâğıda adınızı yazarken, sabahları çay demlerken veya akşam evinize dönerken hangi sokaklardan ve kapılardan geçeceğinize karar verirken bile beyniniz bu kurala göre çalışmaktadır.

Bu ‘sıralı hatırlama’ fonksiyonu sayesinde günlük işlerimizi sürdürebiliyoruz. Bir şarkının veya bir film repliğinin sadece bir parçasını düşündüğünüzde, beyniniz –anılarınızın arasında- bu bilgi parçacığını eşleştireceği bir olay dizini aramaktadır. Büyük ihtimalle beyniniz en sonunda bu parçacığı bulacak ve siz aklınıza takılan o şarkıyı hatırlayacaksınız. Ama eğer ‘aklınıza takılıp kalmış olması’ sizi rahatsız ediyorsa ve o anlık takıntıdan kurtulmak istiyorsanız, beyninize uğraşması için başka bir ‘sıra’ verin. Söz gelişi başka bir şarkıyı düşünün veya söylemeye çalışın. Muhtemelen beyniniz ‘dağınık hafıza kalabalığı’ içinde sizin yönlendirmenizle biraz daha kısa sürede sonuca ulaşacaktır. Umarız bu yöntemi denerken başka bir can sıkıcı şarkıya takılıp kalmazsınız.

7. Güneş ışığı hapşırmanıza neden olur

Parlak güneş ışığına bakan pek çok kişi hapşırır. Niçin böyle bir refleks vardır ve nasıl çalışır? Hapşırmanın temel fonksiyonu bellidir: sizin nefes yollarınızı rahatsız eden madde veya parçacıkların dışarı atılması. Hapşırmayı kontrol eden merkez beynin lateral medulla denilen bölgesindedir. Bu bölgenin hasar görmesi halinde hapşırabilme yeteneğimizi kaybederiz.

Hapşırma genellikle ‘rahatsız edici’ bir unsurun uyarısıyla tetiklenir. Bu uyarının beyinde ulaşacağı nokta ‘lateral medulla’dır. Bu bilgi beyne burnumuzdaki çeşitli sinirler vasıtasıyla iletilir. Bu sinirlerden biri de trigeminal sinirdir ve çok yoğun çalışan bir trafiğe aracılık etmektedir. Normalde parlak güneş ışığının yalnızca göz bebeklerinin küçülmesini tetiklemesi gerekirken burun kaşındırıcı impulsları ileten komşu bölgelerdeki nöronlar da aynı şekilde etkilenebilmekte. Gözbebeklerinin küçültülmesi sinyali bu nedenle bazen hapşırmaya neden oluyor.

8. Kendinizi gıdıklayamazsınız

Gıdıklanma konusunda duyarlı hastaları muayene ederken doktorlar hastanın elini kendi elleri üzerine yerleştirerek gıdıklanma hissine engel olurlar. Bu nasıl olmaktadır? Çünkü gıdıklanmaya ne kadar duyarlı olursanız olun, kendinizi gıdıklayamazsınız.

Bunun nedeni beynimizin etrafımızda olan bitenleri takip ederken pek çok hissimiz arasında en önemli olanları hissetmeye programlanmış olmasıdır. Mesela oturduğunuz sandalyeyi veya ayağımıza giydiğimiz çorabı –özellikle onları düşünmediğimiz sürece- hissetmeyiz ama omzumuza dokunan bir el hemen bizi irkiltecektir.

Beynin bu ‘hisleri ayırt etme’ fonksiyonunu sürdürebilmesi için bizim temasımızı başkalarının temasından ayırt etmeye yarayan bir sinyal üretmesi gerekmektedir. Bu fonksiyonu gerçekleştiren ise beyinciktir. Yaklaşık 110 gram ağırlığındaki bu organ, kendi eylemlerimizin yaratacağı hisleri tayin eden yerdir. Beklenen veya beklenmeyen reaksiyonları ayırt etme işi beyinciğe aittir.

Beyincikten gelen sinyallere göre, beyin bu hissin önemli olup olmadığına karar verir. Gıdıklanma hissi abartılmış bir refleks olmakla birlikte, eğer size dokunan gene size ait bir organsa, beyin bu gıdıklanmanıza değil, dokunduğunuz organdan (mesela elinizden) gelen hislere öncelik verecektir.

9. Esnemek beyni uyandırır

Esneme aktivitesini uyku hali veya sıkılmış olmakla ilişkilendirmemize rağmen esnemenin fonksiyonu uyandırmaktır. Esneme, daha fazla miktarda havanın ciğerlerimize dolmasına neden olacak şekilde kas gruplarını çalıştırır ve kanımızdaki oksijen oranını hızla yükselterek bizi uyandırır. Memeli hayvanlar ve kuşlarda da esneme vardır. 12 haftalık olmuş fetuslarda esneme olduğu gözlenmiştir.

Esnemenin, vücut tarafından tam uyanıklığa erişmek amacıyla başlatılan bir hareket olduğunu düşünün. Ve esnemek bulaşıcıdır. Odada bir kişi esnerse diğerleri de esnemeye başlar. Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, topluluk içinde birisi ‘uyanıklığa ihtiyaç duymuşsa’ herkesin ‘uyanık olması’ gerektiği şeklinde toplumsal bir içgüdüden kaynaklanıyor olabilir. Köpeklerin esnemesi, stresli bir durumda ‘rahatlatıcı’ etki yaratmaktadır. Köpekler esneyerek etrafındakileri ‘sakinleştir’. Huzursuzluk eden köpeğinizin karşısında esneyerek onu sakinleştirebilirsiniz.

10. İrtifa arttıkça beyin garip resimler görür

Pek çok dinin hikâyelerinde yüksek yerlerde görülen özel görüntüler anlatılır. Mesela Hz.Musa Sina Dağı’nda ‘yanan bir çalı’ görmüştü. Hz. Muhammed ise Hira Dağı’nda Cebrail’i gördü. Genelde anlatılan ruhsal deneyimlerde yabancı bir varlığın hissedilmesi (sesinin duyulması) bir şekil görme veya çeşitli ışık demetleri ve huzmeleri görüldüğü ve korku duyulduğu ortak olarak belirtilmiştir.

Buna benzer olgulara dağcılarda da rastlanır ki bunların pek çoğunun mistik kişiler olmadığını biliyoruz. Bunun nedeni genelde yerden yükseldikçe havadaki oksijen oranının düşmesi ve beyne daha az oksijen gitmesidir. 2 bin 400 metre yükseklik bu durumda bir sınır değer olarak kabul edilmektedir. Bu yükseklikten daha yukarı tırmanan dağcılar görünmeyen bir takım varlıkları hissettiklerini, kimisi ise yanlarındaki arkadaşlarının vücudundan ışık yayıldığını ve bazen sebepsiz yere korkuya kapıldıklarını bildirmişlerdir. Oksijen seviyesindeki düşmenin, beynin görsel ve duygusal sinyalleri kontrol eden bölümlerinde yavaşlama veya bozulmaya neden olduğu düşünülmektedir.

Bu bilgileri bir yere not etmenizde fayda var. Çok akıllı olduğunu iddia eden bir arkadaşınızı kızdırmak istediğinizde ona ‘beynini ne kadar tanıdığını’ sormak isteyebilirsiniz belki.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mayo Seçimini Nasıl Yapmalısınız?

Mayo Seçimini Nasıl Yapmalısınız?
Yaz geliyor. İşte, yeni mayonuz için doğru tercihi yapmanıza yardımcı olacak önemli ipuçları...
Plaj şıklığının en önemli unsuru mayoların birbirinden farklı model, desen ve renkleri arasından seçim yapmak bir hayli zor. Hele de fazla kilolarınızdan hala kurtulamadıysanız veya göğüsleriniz biraz iri ya da tam tersi küçükse, işiniz daha da zor demektir. İşte, doğru tercihi yapmanıza yardımcı olacak önemli ipuçları... Mayo firmaları bu yaz da birbirinden şık tasarımları beğenilere sundu. Model, desen ve renk seçenekleri olabildiğince çok. Ancak mayo seçiminizi katalogdan yapıyor,kendinizi birbirinden güzel mankenlerin cazibesine kaptırarak sadece model, desen ve renge dikkat ediyorsanız, ya bilmeden büyük bir hata yapıyorsunuz ya da görünümünüzü hiç umursamıyorsunuz demektir. Peki tercihinizi en doğru şekilde nasıl yapacaksınız?

Öncelikle vücut şekliniz hakkında kendinizi kandırmayın

Aynaya bakarak kendinizi objektif bir gözle inceleyin. Vücudunuzun beğendiğiniz ve beğenmediğiniz yönlerini belirleyin, daha sonra seçiminizi şu önemli ipuçlarını gözönünde bulundurarak gerçekleştirin:

Orantısız bir vücut yapınız varsa, vücudunuzun birbirinden tamamen farklı iki bölgesini bikini ile iyice ortaya çıkarmaktansa, tek parça ve dikine derin kupları olan mayalorı denemelisiniz. Bikininin vücudu alt ve üst olarak, mayonun ise sağ ve sol olarak böldüğünü unutmayın.

Geniş kalçaları saklamanın en ideal yolu, dikkati göğüslere çekmektir. Üst kısmı açık, alt kısmı koyu renk ve desensiz mayolar sizin için ideal. Böylece göğüsleriniz olduğundan daha iri, kalçalarınız ise daha zayıf görünecektir.

Göbekli iseniz, bu yıl çok moda olmasına rağmen kesinlikle üçgen bikini giymemelisiniz; çünkü bu tip bikiniler tüm dikkati karın bölgesine çeker. Desenli modeller de size göre değil; zira göbek kısmındaki desenler, balon üzerindeki resim misali irileşeceği için yine dikkatleri göbeğinize çeker. Kısacası sizin için ideal seçim, düz renk mayolar.

İri göğüslerinizi saklamak istiyorsanız, üçgen bikinilerden kaçınmalısınız. Bikini üstünün altına göre daha koyu renkte olmasının göğüsleri biraz daha küçük göstereceğini unutmayın. Balenli modelleri tercih edin, iri desenli bikini ve mayolardan uzak durun.

Göğüsleriniz küçükse, son yıllarda yeniden moda olan boyundan bağlamalı üçgen bikinileri rahatlıkla giyebilirsiniz. Geometrik desenler ya da çiçek desenleri de sizin için ideal. İçi dolgulu, göğüsleri alttan kaldıran üstler ya da straplez bikini üstleri de tam size göre.

Çok zayıfsanız, iri desenli ve açık renk mayoların olduğunuzdan daha kilolu görünmenizi sağlayacağını unutmayın.

(Cosmoturk)

Yorum (yok) Yorum yaz!

Poponuzu küçük göstermek için...




Bol kazaklar: Şöyle dökümlü bir kazak vücudunuzun üst kısmını tam sarmayacağından, vücudunuzun alt kısmının daha ince görünmesini sağlar. Ancak burada dikkat etmeniz gereken şey, kazağın basen kısmına yapışmamasıdır. Yoksa bu da, gene popoyu büyük gösterir.

 




Düşük belli pantalonlar: Poponuz büyükse, düşük bel modası sizin için ideal demektir. Yüksek belli pantalonlar popoyu daha büyük gösterirken, düşük belliler kalçayı daha aşağıdan kavradığından, illüzyon yaratıp poponuzu küçük gösterir.

 




Düşük belli elbiseler: Karnınız düz olduğu sürece, 20'ler tarzında düşük belli elbiseler hem şık görünmenizi, hem de pop bölgesini ikiye bölerek poponuzun daha küçükmüş gibi durmasını sağlar.

 




Anahtar kelime, asimetrik: Asimetrik etekler sizi çok daha zayıf gösterir. Bunun nedeni, etekteki asimetrinin gözü aşağı çekmesi, dikkati dağıtması ve kalçadan aşağı inen hatti bölmesidir.

 




Küçük arka cepler: Popo üzerine denk gelen büyük arka cepler, ya da cepsiz pantolonlar, poponun büyüklüğünü daha çok ortaya koyar. Oysa küçük arka cepler, bu bölgeyi böler, göz yanılsamasına sebep olur ve poponun daha küçük görünmesini sağlar.

mynetten alıntıdır

Yorum (yok) Yorum yaz!